Dubrovnik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dubrovnik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2012 Perşembe

Alışverişkolik Karadağ'dan Bildiriyor




                               Elbise ve Sandalet/ Dress and Sandals: No Name, Çanta/ Clutch: H&M

Bugün gezi yazılarını bitiriyorum, en sonunda son güne geldik : ) Son gün Hırvatistan'dan Karadağ'a geçtik. Karadağ'da ilk durağımız Kotor'du. Kotor, Dubrovnik'in minyatürü gibi, ki zaten Dubrovnik kendş de minyatür gibi minicik olduğuna göre Kotor'u siz düşünün. Aynı Dubrovnik gibi surlar içinde bir eski şehri (Old Town) var. Dar taş sokakları, meydandaki şirin cafeleri, pizzacıları, dondurmacıları ve hediyelik eşya satan dükkanları, mağazaları ile kendini hemen sevdiren bir yer burası. Ancak maalesef zaman kısıtlı, bir cafede oturup uzun uzun keyif yapacak vakit yok, bir saat içinde old town'ı gezip, biraz dükkanlara bakıp, Budva'ya doğru yola çıkıyoruz. Kotor küçük bir Dubrovnik ise, Budva da küçük bir Bodrum. Upuzun plaj boyunca beach clublar dizilmiş, tabi Bodrum ve Çeşme'nin meşhur beachleri kadar kımıl kımıl yerler değil. Şezlongvar, deniz var,müzik var, bar var bu kadarı da sıcaktan fenalaşmak üzere olan bana yetti. Hemen bikinilerimi giyip buz gibi suya atladım, arkasından da buz gibi iki mojito içip serinledim. Deniz Dubrovnik gibi taşlı ve deniz kestaneliydi ama kafama güneş geçtiğinden ayağıma diken batma riskini göze aldım, neyse ki dikenlere basmadan girip çıkabildim denize. Budva'da tüm vaktimi plajda geçirdiğim  bir de göz ucuyla hediyelik eşyalr satılan tezgahlara baktığım için şehirle ilgili anlatacaklarım bu kadar. Buranın da bir Old Town'ı varmış ama gidemedim, bir de burada gece hayatı çok hareketliymiş, Dubrovnik'ten farklı olarak, bilginize :)

Today I am blogging the last post  from my Dubrovnik trip. On the last day, we went to Montenegro from Dubrovnik, we visited two cities : Kotor and Budva. Kotor is like a small copy of Dubrovnik with its Old Town, cute cafes and pizzarias, narrow streets and local shops.  We unfortunately had limited time so I could not have a coffee in one of these cafes, I prefered walking around to discover the city and looking at local shops, which attracts me more than a cup of coffee. After Kotor, we went to Budva which I find similar to Aegean villages of Turkey. I was about to faint because of extremely hot weather; therefore I preferred swimming to walking to Old Town. There were many beach clubs, I wore my bikinis and jump to cold water, there were stones and sea urgins like Dubrovnik yet it didn't stopped me. After swimming and having two mojitos, I happily turned to Dubrovnik.


Budva'dan sonra havaalanına gitmek üzere Dubrovnik'e döndük, tahminimizden erken varınca, havaalanına gitmeden bir de Dubrovnik'in Cavtat bölgesine gittik, yukarıdaki 2 fotoğraf Cavtat'tan. Uçağı kaçırmamak için burada 1saatten az kaldık ama bu kadar güzel bir yeri görmeden dönmediğime sevindim.

Dubrovnik yazı dizim burada sona ermiştir, görmeyenler "Ölmeden Grülecek Yrler" listesine mutlaka eklesin, yeni gezi yazılarında buluşmak üzere :)

We turned to Dubrovnik earlier than we estimated, so we had the chance to visit Cavtat before going to the airport, I feel lucky because I didnt went from Dubrovnik without seeing Cavtat.

Dubrovnik posts came to an end, I recommend you to add Dubrovnik to your " Places You Must Visit Before You Die" list. See you in new travel posts :)

5 Eylül 2012 Çarşamba

Last Night in Dubrovnik




Elbise/Dress:H&M, Sandaletler/ Sandals: River Island, Çanta/Clutch: Koton

Kız Ramazan Bayramı'nda Dubrovnik'e gitti, Kurban Bayramı'na kadar bunu yazacak diyor olabilirsiniz ama bir türlü fırsat bulup tüm fotoğrafları paylaşamadım. Neyse ki sona yaklaştık. bu son gece, bir de Karadağ postu var ondan sonra biraz Sonbahar-Kış modasına bakar, neler almalı, neleri dolaptan çıkarmalı bunları konuşuruz. Dubrovnik'te son gece demişken, Dubrovnik gece hayatını merak edenler olabilir, ama öyle birşey yok Dubrovnik'te canlar, iki tane gece kulübü var, onlar da Alanya diskosu, 90'ların diskoları havasında. Zaten öyle disko kızı falan değilim ama saat 12 oldu mu bütün cafe ve barlar kapanmasaydı, daha yeni oturmuşken masaya gelen hesapla şok olmasaydık iyiydi. Kısacası bir Çeşme, Bodrum falan beklemeyin, ki zaten Bodrum bekliyorsanız Bodrum'a gidersiniz, Dubrovnik'lere gitmenin bir alemi yok, değil mi? Demek ki Dubrovnik'de napılıyormuş, keyifli ve uzun akşam yemekleri yeniliyormuş, kolestrol kilo falan düşünülmeden deniz ürünlerine abanılıyormuş (bkz. yukarıdaki karşık deniz ürünleri tabağı pardon tenceresi) sonra Old Town'da bir bara oturup, bir Hırvat birası-en meşhuru Karlovachko- içiliyormuş, 12'den sonra da artık deniz kenarında oturup sabahlar mısınız, Alanya diskosundan bozma gece kulüplerine mi gidersiniz, otelde uyur musunuz size kalmış. Avrupa'nın en genç ülkelerinden Karadağ'da görüşmek üzere, Dubrovnik yazıları bitmiştir :)

You can be fed up with my Dubrovnik posts and think that I was in Dubrovnik for four days and bloging it for  four weeks:) Fortunately they are almost finished,  after a Montenegro post, we can start to talk about new season and upcoming trends. When I say "last night in Dubrovnik", you may be curious about night life in Dubrovnik, there are no night clubs, all cafes and bars are closed at 00.00 a.m. There are two or three night clubs, they are very out of fashion, the atmosphere is like 90s, music is not good, neither. If you are expecting somewhere like Ibiza or Mykanos, you will be upset. Nevertheless, there are many resons to love Dubrovnik, such as long and yummy seafood dinners. After dining, you can have a Croatian beer- Karlovachko is the most popular one- in a bar in Old Town. After midnight? You can go on drinking on a bench with a perfect Adriatic view or don't mind bad music and atmosphere and go to a night club or maybe you prefer sleeping after an exhausting day, it is up to you. Dubrovnik posts are done, see you in Montenegro, darlings.

31 Ağustos 2012 Cuma

Sunset in Dubrovnik



Elbise/Dress: Batik, Sandalet/ Sandals: Benetton, Çanta/Clutch: H&M

Dubrovnik gezi notlarına kaldığımız yerden devam... 2. akşamımızda güzel bir deniz ürünleri ziyafetiyle kendimizi şımarttık. Ama ne ziyafet, deniz ürünleri bol ve ucuz diye biliyorduk gitmeden önce ama bu kadarını da beklemiyorduk. Önceden internetten nerede ne yenir diye bakmıştım, Lokanda Peskarija için olumlu yorumları okuyunca, seçimimizi bu yönde yaptık. Lokanda Peskarja, surların hemen arkasında deniz kenarında. Herkes bizim gibi methini duymuş olmalı ki, restaurantın önünde geldiğimizde upuzun bir kuyruk vardı, biz tekne gezisinden dönen bir turist grubu oldukllarını düşündük önce. Ramazan pidesi kuyruğu mu, H&M Marni ile işbirliği mi yapmış ne ola ki burada derken, kuyruktaki herkesin masa için beklediğini anlayınca vaz mı geçsek dedik. Ama garson, sıranın çabuk ilerlediğini, 10 dakika sonra masamıza geçeceğimizi söyleyince eh bekleyelim dedik. Midpoint'de, Nusret'te az sıra beklemedim ama Dubrovnik'de salaş bir balıkçıda bunu beklemiyordum doğrusu. Neyse ki hiç inanmasak da 10 dakika bekleyince sıra bize geldi ve masamıza geçtik. Bu kalabalıkta endişem herkes bir an önce yiyip kalksın mantalitesinde bir servis olmasıydı, çünkü  masa bekleyenlerin olduğu yerlerde genelde böyle oluyor. Neyse ki hiç böyle bir sorun olmadı, aksine garsonumuz son derece kibardı, uzun uzun şarabımızı içip keyif yaptık. Burada deniz ürünlerinin pekçok çeşidini bulmak mümkün; midye, istridye, karides, kalamar, ahtapot ve balık çeşitleri... Biz de Cem Yılmaz'ın dediği gibi tam Türk usulü " Evereything, little little , into the middle" yaptık. Yani ortaya karışık deniz ürünleri söyledik. Kalamar, karides, ahtapot salata bir de mürekkep balığıyla yapılan black risotto söyledik. Tabi bu arada biz 4 tabak yemek bekliyoruz, ama önümüze tabak değil 4 tencere geldi. Bildiğin tencere, hani annelerimizin pilav dolma yaptığından, öyle mini tencere falan da değil. Biz 2 kız 4 tencere deniz mahsülüyle bir masada kalakaldık, nasıl bitecek bunlar, diye. Eh malum, yemezsek arkamızdan ağlar, ki o şirin ahtapotların arkamdan ağlamasını istemem, herşey inanılmaz lezzetliydi bir de, o yüzden mide fesadı geçirene kadar yedik. Çatlıyorduk ama yine de ancak yarısı bitti. Fiyatlar o kadar uygun ki, rahatça 4-5 kişinin doyacağı yemeğe, İzmir'de ,İstanbul'da deniz kenarnda yeseniz vereceğiniz hesabın ancak çeyreğini verdik. Bir dolu tencere kalamar 10 euro diyeyim siz karşılaştırın, bizdeki balık restaurantları ondan en az 5-6 porsiyon çıkarır. Şimdilik sizi harika yemeklerin fotoğraflarıyla başbaşa bırakıyorum, Mostar'da görüşmek üzere :)

On our second day in Dubrovnik, we would like to have a seafood meal. We had heard taht seafood is plenty and cheap in Dubrovnik. I made some search in order to find the best restaurant and Lokanda Peskarija was highly recommended, thus we chose it. When we went there, there was a crowd waiting in the enterence, we thought that they are a tourist group coming from a boat trip but no, all the people were waiting for a vacant table. We were about to quit and find another place to dine, but the waitress told that we can find a table within ten minutes; therefore we kept waiting. After ten minutes, we were swipping our wines. We ordered octopus salad, fried squid, black risotto and grilled prawns. In turkey, they are served in plates, in small amounts, but in Dubrovnik, portions were huge. They were being served in giant pots. Although everything were extremely delicious, we could only eat half of them. What we pay was quite cheap compared to Turkey, a pot of squid was only 10 euros. Lastly, here are some pics of dishes, aren't they mouth watering??






28 Ağustos 2012 Salı

Alışverişkolik Elafiti Adaları'ndan Bildiriyor


          Tulum/ Romper: Milla, Terlik/Sandals: Aldo, Şapka/Hat: Accesorize, Çanta/Bag: Accesorize






Dubrovnik'te ikinci günümüzde tekne gezisine katıldık, ki Dubrovnik'e gelen herkes mutlaka tekneyle civardaki adaları gezmeli, denizin rengine hayran kalıp, kendini soğuk sulara atmalı. Dubrovnik civarında pekçok ada var, tekne gezisi için farklı rotalar arasında seçim yapabilirsiniz. Biz Elafiti Adaları olarak bilinen üç adaya gittik. Dubrovnik merkezde denize girecekseniz kayalardan inmeniz gerek, plaj seviyorsanız, suya birden atlamaktan hazzetmiyorsanız -ki ben öyleyim- denize girmek için en iyi seçenek adalar. Tekne üç adada da bir iki saat durdu ve hepsinde denize girdik. Deniz temiz, ancak plaj umuduyla gittiğimiz adalar bile taşlı ve yosunlu, hemen her yerde deniz kestaneleri var. Tabi ki bunları sorun etmedim, yüzüp serinledim ve denizin tadını çıkarttım ki benim tatil felsefem budur, kusursuzluk beklemeyip, olan neyse onunla mutlu olmak. Ama tabi " Ah nerde benim canım Dikili'min her yeri pırıl pırıl kumlu denizi" demedim değil. Yine de manzara öyle güzeldi, öğle yemeğinde yediğimiz Istakozlu Linguini o kadar muhteşemdi ki, hiç bir şeye takılmadım. Demek ki burdan çıkarılacak ders neymiş? Tatildeyken hiç bir şeyi sorun etmiyoruz, dibine kadar eğlenmeye bakıyoruz. İkinci dersimiz? Dubrovnik'e gelecek olursanız denize girmek için bir çift plastik deniz ayakkabısı alın, benim gibi kestanelerin arasında zıplayıp durmayın :) Tekne dönüşü akşam ne giydim, ne yedim ayrı bir postta gelecek, şimdilik hoşçakalın canlar :)

We went on a boat trip on the secon day in Dubrovnik. There are many islands near Dubrovnik, so you have different road options, we prefered to go to Elafiti Islands, three islands in other name. When you want to swim in Dubrovnik, you had to jump from rocks there are no sand beaches. If you don't like jumping to water like me, islands have beaches. Yet the word "beach" may fool you, the beaches are not sandy, there are many stones, moss and sea urgins. After nice white sand beaches of Turkey, it was a little disappointing for me yet of course I didn't mind. My philosophy when I am on a holiday is enjoy everything and do not complain. The holiday doesn't have to be perfect to be wonderful. The view, swimming in Adriatic and lobster linguini we had for lunch was wonderful. So lesson one: When you are on holiday just try to have fun, don't focus on problems. Lesson two: Don't forget to wear plastic shoes like Melissa in order to protect from rocks and sea urgins. In other post, I will share my dinner outft and delicious dishes, see you in the next post :)

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Alışverişkolik Dubrovnik'ten Bildiriyor







                           Tulum/Romper: H&M, Ayakkabı/Shoes: Steve Madden, Çanta / Bag : Hotiç

Merak etmeyin  ani bir kararla Hırvatistan'a yerleşmedim canlar, sadece döndüğümden beri yeni post yapacak vakti bulamadım. Bir dahaki ne giydim postumda arka fonda Adriyatik olacak dedim; yaptım, oldu :) Dubrovnik Hırvatistan'ın Adriyatik kıyısında, orta çağdan kalma eserleriyle ünlü minicik ve çok şirin bir şehir, hem doğal hem tarihi dokusu insanı müthiş etkiliyor. 1991'de Yugoslavya'dana ayrılma sırasında çıkan iç savaşta Sırp saldırıları şehrin tarihi eserlerini tahrip etmiş, UNESCO'nun başlattığı yenileme çalışmaları  2005'te şehri tekrar eski görünümüne kavuşturmuş. Dubrovnik, eski adıyla Ragusa Cumhuriyeti, 443 yıl Osmanlı himayesindeymiş, ancak Osmanlı buradan sadece vergi almış, bu yüzden şehirde Osmanlı izlerine, camilere, Türk mimarisine rastlamıyorsunuz. Bu kadar ansiklopedik bilgi yeter diyorsanız, kişisel izlenimlere geçelim. Şehrin en turistik bölgesi,  surların arkasında kalan Old Town (Eski Şehir), yukarıda gördüğünüz fotoğraflar da oradan. Her köşede bir mimari harikası çeşme, kilise, katedral görüyorsunuz. Bu tarihi binlar arasında birbirinden şirin cafe, restaurant ve dükkanlar var. Mimari eserlerden daha güzel birşey varsa, o da insanlar; hem kadınlar, hem erkekler hem de çocuklar bu kadar mı güzel olur, insan kıskanıyor canım :) Bir restauranta oturuyorsunuz, önünüzden o incecik manken gibi kızlar geçince, lokmalar boğazınıza takılıyor, iştahınız kapanıyor. Tabi yemekler o kadar harika ki, bu iştah kapanıklığı en fazla 5 dakika sürüyor, masanıza aşağıda gördüğünüz pizza geliyor ve kalorisi aklınıza bile gelmeden silip süpüyorsunuz.

Bu güzel pizzayı  ilk akşam gittiğimiz Mea Culpa'da yedik, Dubrovnik'in en meşhur pizzacısıymış, şiddetle öneririm. Dubrovnik İtalyan mutfağında neredeyse İtalyanlar kadar başarılı. Diğer günler yediklerimizi de gün gün paylaşacağım, outfit postlarına ne yediğimi de ekleyeceğim, diyettekiler lütfen bana kızmasın. Bu gidişle gardrobumdaki hiçbir kıyafete sığamayıp " Ne giydim" değil  "Ne giyemedim" postları yapacağım, benim bu iştahım nereye gidiyor belli değil.

Dubrovnik ile ilgili daha anlatacak çok şey var ama tüm malzemeyi de bir postta bitirmeyelim değil mi, arkası yarın diyerek Dubrovnik notlarına burada bir virgül koyuyorum, herkese sendromsuz Pazartesiler diliyorum :)

No, I didn't decide to stay in dubrovnik and moved there, I only could not find time to post after coming home. Dubrovnik is a lovely small city of Croatia, on Adriatic Coast. The city was damaged by Serbian attacks in 1991 during the break up of Yugoslavia. As of 2005, most of the damage has been repaired in the original style thanks to UNESCO.  I think this much encyclopedical info is enough. I have too much to tell about Dubrovnik, but I also have too many photos to post, so I will continue in other posts, have a nice Monday :)