Nereye gittim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nereye gittim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2012 Salı

Alışverişkolik Elafiti Adaları'ndan Bildiriyor


          Tulum/ Romper: Milla, Terlik/Sandals: Aldo, Şapka/Hat: Accesorize, Çanta/Bag: Accesorize






Dubrovnik'te ikinci günümüzde tekne gezisine katıldık, ki Dubrovnik'e gelen herkes mutlaka tekneyle civardaki adaları gezmeli, denizin rengine hayran kalıp, kendini soğuk sulara atmalı. Dubrovnik civarında pekçok ada var, tekne gezisi için farklı rotalar arasında seçim yapabilirsiniz. Biz Elafiti Adaları olarak bilinen üç adaya gittik. Dubrovnik merkezde denize girecekseniz kayalardan inmeniz gerek, plaj seviyorsanız, suya birden atlamaktan hazzetmiyorsanız -ki ben öyleyim- denize girmek için en iyi seçenek adalar. Tekne üç adada da bir iki saat durdu ve hepsinde denize girdik. Deniz temiz, ancak plaj umuduyla gittiğimiz adalar bile taşlı ve yosunlu, hemen her yerde deniz kestaneleri var. Tabi ki bunları sorun etmedim, yüzüp serinledim ve denizin tadını çıkarttım ki benim tatil felsefem budur, kusursuzluk beklemeyip, olan neyse onunla mutlu olmak. Ama tabi " Ah nerde benim canım Dikili'min her yeri pırıl pırıl kumlu denizi" demedim değil. Yine de manzara öyle güzeldi, öğle yemeğinde yediğimiz Istakozlu Linguini o kadar muhteşemdi ki, hiç bir şeye takılmadım. Demek ki burdan çıkarılacak ders neymiş? Tatildeyken hiç bir şeyi sorun etmiyoruz, dibine kadar eğlenmeye bakıyoruz. İkinci dersimiz? Dubrovnik'e gelecek olursanız denize girmek için bir çift plastik deniz ayakkabısı alın, benim gibi kestanelerin arasında zıplayıp durmayın :) Tekne dönüşü akşam ne giydim, ne yedim ayrı bir postta gelecek, şimdilik hoşçakalın canlar :)

We went on a boat trip on the secon day in Dubrovnik. There are many islands near Dubrovnik, so you have different road options, we prefered to go to Elafiti Islands, three islands in other name. When you want to swim in Dubrovnik, you had to jump from rocks there are no sand beaches. If you don't like jumping to water like me, islands have beaches. Yet the word "beach" may fool you, the beaches are not sandy, there are many stones, moss and sea urgins. After nice white sand beaches of Turkey, it was a little disappointing for me yet of course I didn't mind. My philosophy when I am on a holiday is enjoy everything and do not complain. The holiday doesn't have to be perfect to be wonderful. The view, swimming in Adriatic and lobster linguini we had for lunch was wonderful. So lesson one: When you are on holiday just try to have fun, don't focus on problems. Lesson two: Don't forget to wear plastic shoes like Melissa in order to protect from rocks and sea urgins. In other post, I will share my dinner outft and delicious dishes, see you in the next post :)

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Alışverişkolik Dubrovnik'ten Bildiriyor







                           Tulum/Romper: H&M, Ayakkabı/Shoes: Steve Madden, Çanta / Bag : Hotiç

Merak etmeyin  ani bir kararla Hırvatistan'a yerleşmedim canlar, sadece döndüğümden beri yeni post yapacak vakti bulamadım. Bir dahaki ne giydim postumda arka fonda Adriyatik olacak dedim; yaptım, oldu :) Dubrovnik Hırvatistan'ın Adriyatik kıyısında, orta çağdan kalma eserleriyle ünlü minicik ve çok şirin bir şehir, hem doğal hem tarihi dokusu insanı müthiş etkiliyor. 1991'de Yugoslavya'dana ayrılma sırasında çıkan iç savaşta Sırp saldırıları şehrin tarihi eserlerini tahrip etmiş, UNESCO'nun başlattığı yenileme çalışmaları  2005'te şehri tekrar eski görünümüne kavuşturmuş. Dubrovnik, eski adıyla Ragusa Cumhuriyeti, 443 yıl Osmanlı himayesindeymiş, ancak Osmanlı buradan sadece vergi almış, bu yüzden şehirde Osmanlı izlerine, camilere, Türk mimarisine rastlamıyorsunuz. Bu kadar ansiklopedik bilgi yeter diyorsanız, kişisel izlenimlere geçelim. Şehrin en turistik bölgesi,  surların arkasında kalan Old Town (Eski Şehir), yukarıda gördüğünüz fotoğraflar da oradan. Her köşede bir mimari harikası çeşme, kilise, katedral görüyorsunuz. Bu tarihi binlar arasında birbirinden şirin cafe, restaurant ve dükkanlar var. Mimari eserlerden daha güzel birşey varsa, o da insanlar; hem kadınlar, hem erkekler hem de çocuklar bu kadar mı güzel olur, insan kıskanıyor canım :) Bir restauranta oturuyorsunuz, önünüzden o incecik manken gibi kızlar geçince, lokmalar boğazınıza takılıyor, iştahınız kapanıyor. Tabi yemekler o kadar harika ki, bu iştah kapanıklığı en fazla 5 dakika sürüyor, masanıza aşağıda gördüğünüz pizza geliyor ve kalorisi aklınıza bile gelmeden silip süpüyorsunuz.

Bu güzel pizzayı  ilk akşam gittiğimiz Mea Culpa'da yedik, Dubrovnik'in en meşhur pizzacısıymış, şiddetle öneririm. Dubrovnik İtalyan mutfağında neredeyse İtalyanlar kadar başarılı. Diğer günler yediklerimizi de gün gün paylaşacağım, outfit postlarına ne yediğimi de ekleyeceğim, diyettekiler lütfen bana kızmasın. Bu gidişle gardrobumdaki hiçbir kıyafete sığamayıp " Ne giydim" değil  "Ne giyemedim" postları yapacağım, benim bu iştahım nereye gidiyor belli değil.

Dubrovnik ile ilgili daha anlatacak çok şey var ama tüm malzemeyi de bir postta bitirmeyelim değil mi, arkası yarın diyerek Dubrovnik notlarına burada bir virgül koyuyorum, herkese sendromsuz Pazartesiler diliyorum :)

No, I didn't decide to stay in dubrovnik and moved there, I only could not find time to post after coming home. Dubrovnik is a lovely small city of Croatia, on Adriatic Coast. The city was damaged by Serbian attacks in 1991 during the break up of Yugoslavia. As of 2005, most of the damage has been repaired in the original style thanks to UNESCO.  I think this much encyclopedical info is enough. I have too much to tell about Dubrovnik, but I also have too many photos to post, so I will continue in other posts, have a nice Monday :)

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Alışverişkolik Loves Cunda

  







 Wearing Machka dress, Pull&Bear sandals, H&M clutch

Bozcaada'ya gittim,dönünce de ballandıra ballandıra anlattım size duydum ki Cunda kıskanmış, gönlünü almaya gideyim dedim ben de. Bozcaada'da sevdiğim pekçok şey Cunda'da da var. Lezzetli Ege yemekleri, başka yerde yiyemeyeceğiniz deniz ürünleri, mezeler, dar taş sokaklar, yılların hiç değiştirmediği eski güzel evler... Cunda yazlığımıza yakın sayılır, o yüzden çok şanslıyım, yaz bitmeden daha birkaç Cunda ziyareti yapabilirim, size de bir haftasonu ne yapın edin buraya kaçın derim. 

I went to Bozcaada ( an island in Aegean sea) thus Cunda (another Aegean island) got jealous of me so I had to visit Cunda too :) Delicious Aegean traditional food, fish, nice old houses and narrow streets... I want to go there one more time this summer and I recommend you to visit there for a long weekend.

15 Temmuz 2012 Pazar

(Bozca)ada Sahillerinde Bekliyorum :)






                    Wearing Oxxo pants, Mango blouse, İnci shoes, Bebe clutch and Massimo Dutti necklace

Bozcaada postlarının da sonuna geldik ve artık beni kıskanmanıza gerek yok çünkü bu satırları size Bozcaada'da denize bakıp bir kadeh blush yudumlayarak falan yazmıyorum. 40 kusür derece İzmir sıcağında (tamam tamam abarttım biraz, dışarısı çok sıcak olsa da evde klima karşısındayım o kadar da acındırmamayım kendimi) yazıyorum ve geri dönüp fotoğraflarıma bakarak iç çekiyorum. Hiç değilse aldığım bir şişe şarabı da (fazlasını taşıyacak yer yoktu) Geyikli'de, Bozcaada feribotundan iner inmez içmeseydim şu an tatil fotoğraflarıma bakmak son Bozcaada postunu yapmak daha keyifli olabilirdi. Ama keyfim yine de yerinde, çünküü yarın güzel bir gün olacak. Neden diye merak edenler takipte kalsın. Bir de buruşuk bluzumun kusuruna bakmayın canlar, nedense üstüm başım buruştuktan, saçlarım bozulduktan ve makyajım aktıktan sonra geliyor aklıma hep fotoğraf çekilmek, giyinip dışarı çıkar çıkmaz tiril tirilken değil. Bluzum buruşmuş da olsa feriboa beinmeden birkaç veda fotoğrafı çekilmeyi düşünebilmişim neyse ki :)

Hi guys, this is the last holiday post, I returned home- no need to be jealouse of me anymore- and looking for photos taken in Bozcaada, my favourite holiday spot in Turkey. By the way, tomorrow is a special day, I feel excited and can't wait to share with you great news :)

13 Temmuz 2012 Cuma

Kalbim Bozcaada'da Kaldı...


 

 Wearing Zara skirt, Koton top, İnci shoes and Bebe clutch

Önceki postlara gelen yorumlardan anlaşıldı ki Alışverişkoliği sevenler Bozcaada'yı da seviyor =))) Gitmek isteyenlere küçücük bir Alışverişkoliğin gözünden Bozcaada rehberi o zaman:

-Öncelikle tarih olarak Eylül başı en güzel seçim olacaktır, hem deniz bir nebze olun ısınıyor, hem kalabalık azalıyor hem de tam bağbozumu zamanı her yerde salkım salkım üzümler oluyor. Eğer benim gibi Temmuz'u tercih edecekseniz haftasonu çok kalabalık oluyor, haftaiçi gitmeye çalışın işinizden izin alabiliyorsanız.
-Deniz her yerde güzel ama soğuk buna şimdiden alıştırın kendinizi canlar. İnanın üşüdüğünüze değiyor ben böyle temiz berrak deniz görmedim. Adanın en ünlü plajı Ayazma, oraya gitmeden dönemk olmaz. Denizden çıkınca karnınız acıktıysa dosdoğru Vahit'in yerine, buz gibi bira, yanına  çıtır kalamar, deniz börülcesi, sarma, kabak çiçeği dolması, çiğ börek... Bir diğer güzel seçenek de Boruzan, ızgara ahtapotu şahane yapıyorlar. Neyse konumuz deniz ve plajdı yemeklere sonra geleceğim. Arabayla geldiyseniz, Akvaryum koyuna gidebilirsniz ama orada tesis yok, yanınıza şemsiyenizi, yiyeceklerinizi almayı unutmayın. Ayazma'nın hemen yanındaki Sulubahçe koyu da hem kalablıktan uzak sessiz sakin, hem de denizi harika.
-Denizden çıkıp otelde duşunuzu aldınız, akşamüstü oldu, şimdi neyapıyoruz?Tabi ki Polente'de gün batımını izlenecek, rüzgargüllerini ve güneşin batışını burada bir şişe Çamlıbağ Blush eşliğinde izlemek gibisi yok
-Adanın ara sokakları öyle şirin ki her saptığınız sokakta bir sürpriz sizi bekliyor, buralarda uzun uzun dolaşın.
- Sabah kahvenizi Çınaraltı ya da İskele Cafe'de içebilirsiniz. Damla sakızlı kahveyi, yanında badem likörü ve çikolata ile sunuyorlar, ki bundan sonra kahve beğenmez oldum ben.
-Sabah kahvaltıda bademli domates reçeli yemeden olmaz. Hemen yüzünüzü ekşitmeyin, dünyanın en güzel reçeli, tadının domatesle ilgisi yok. Bir iki kavanoz da eve götürün ki sabahları güne Bozcaada tatilini hatırlayıp gülümseyerek başlayın.
-Adada gelincik de mutfağın gözbebeği. Gelincik şerbeti, reçeli, likörü hatta zeytinyağlı yemeği var. Bir gelincik şerbeti içmeden dönmeyeyim derseniz, istikamet Ada Cafe.
-Bademli damlasakızlı kurabiye var bir de Çiçek Fırın'da, yemeyeni dövüyorlar, bir tane olsun tadın.
-Tabi Bozcaada deyince akla ilk gelen şey şarap, şarap sevmeyenlerden bile olsanız, adaya gelmişken için, dönerken de arkadaşlarınıza götürün. Şarap sevsem de uzman olduğumu ve çok anladığımı söyleyemem. Talay'a girdim bol bol denedikten sonra en sevdiklerimden aldım. Adanın şarap üreticileri, Talay, Çamlıbağ, Corvus, Ataol, Amadeus ve Gülerada. Ben her nedense Talay'a biraz daha fazla sempati duyuyorum ama özel bir sebebi yok, Corvus da çok iyi şaraplar üretir mesela, tek  yapacağınız bu şarap üreticilerinin mağazalarına girip tadım yapmak ve damak tadınıza en çok uyanları seçmek.
-Şarap demişken adada çok şirin şarap aksesuarları ve şarap mantarından süsü eşyaları satılıyorç Hem güzel bir hatıra hem de hediyelik. Biz Şarap Aksesuarlarına bakabilirsiniz. Ayrıca tezgahlarda da hem çok orjinal hediyelikler, hem de domates reçeli, kekik, deniz börülcesi gibi adaya özgü yiyeycekler satılıyor bakmadan geçmeyin.
-Yine gelelim yemeklere. İnanın ne giydim postundan çok ne yedim postu yapasım var. Bir kere burası dünyanın en lezzetli yemeklerinin olduğu yer bence, abartmıyorum. Hele de benim gibi bir Ege mutfağı aşığıysanız, mezelerle karın doyuruyorsanız, denizden babanız çıksa yiyorsanız burası sizin için bir cennet. Akşam yemeği için Rum mahallesinde sokak aralrında asmaların altına kurulmuş kareli örtülü ahşap şirin masalar tüm davetkarlığıyla sizi bekliyor. Hangisini seçseniz mutlaka lezzetli birşeyler gelir çünkü yürürken tüm masalar birbirinden güzel yemeklerle dolu olduğunu görüyorum. Benim favorilerim ise Lodos ve Sandal. İkisi arasında seçim yapamıyorum, ikisi de benim bebeklerim :) Aşağıdaki muhteşem fotoğraf Lodos'tan. Deniz kestanesi, vişneli yaprak sarması, Frikli dolma içi, Ege mezesi, Girit Ezmesi bu güzellklerden sadece birkaçı. Buraya gelmişken tercihlerinizi burası dışında bulamayacağınız mezelerden yana yapmanızı öneririm. Bir de yemekten sonra sütlü karadut tatlısı ısmarlayın lavantalı , karadutlu muhallebimsi nefis bir tatlı. Yemekten sonra karadut likörü eşliğinde kahve ikram ederek kalbimi kazandı Lodos :) İkinci favorim olan Sandal'da mutlaka pynir ezmesi yiyin, şarabın en iyi arkadaşı bu meze. Deniz börülcesiz bir masa zaten düşünemiyorum ki artık herkesi bıktırdım o kadar çok sipariş ettim ki adada her öğün yedim. Tereyağda karides, karidesli peynir köftesi, damla sakızlı enginar ve ızgara ahtapot da Sandal'da diğer mutlaka denenesi lezzetler. Diyetteki takipçilerim beni affedin olur mu :)

 Benim aklıma gelenler bunlar. Ekleme yapmak isteyenler varsa lütfen yorum yazsın, çok sevinirim, bir dahaki gidişimde yapılacaklar listeme eklerim.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Bozcaada'dan Sevgilerle :)





Wearing Machka dress, Zara shoes, H&M clutch and earrings 

Evet son iki postta ipuçları vermiştim, doğru cevabı buldunuz kolayca ama ben bir kez daha söyleyeyim: Tatilimi geçirdiğim bu cennet parçası Bozcaada canlar. Eğer önceki iki yazıma bakıp nerede olduğumu anlayamadıysanız  bu sizin daha bu cennet adayı görmediğiniz anlamına gelir, tüm tatil planlarını değiştirin ilk fırsatta gidin derim, ben ilk kez geldiğimde "Şimdiye kadar neden gelmemişim, ne çok şey kaçırıyormuşum" diye çok hayıflanmıştım, artık her yıl bir ya da birkaç kez gidiyorum. Adayla ilgili anlatacak o kadar çok şey var ki, şunları yapmadan dönmeyin diye bir yazsam bir haftadan önce dönemezsiniz :) Neyse daha 2 post yapacağım, tavsiyeleri oraya saklayayım. Bu tatilin güzel sürprizi What's Next blogunun fıstık sahibesi Eda ile karşılaşmamız oldu, ayaküstü sohbet etsek de birikte bir fotğraf çekilmeyi düşünemedik, bir dahaki sefere inşallah :)

Kisses from Bozcaada :) I was on holiday in one of the most beautiful islands in Aegean Sea. If you want to visit Turkey for holiday, please keep this island in your mind. If you prefer a silent and peaceful place and if you are interested in wine, Bozcaada is like heaven.

10 Temmuz 2012 Salı

Rüzgar Gülü, Rüzgar Gülüüü


 

 









                   Wearing Batik skirt, Mango blouse and necklace, Pull and Bear sandals, Bebe clutch

Biraz daha ipucu mu istediniz, peki :) Rüzgargüllari, şarap, bağlar, sardunyaların begonvillerin süslediği dar sokaklar, Polente,Ayazma, Habbele, Talay, Corvus, Çamlıbağ, Ataol, domates reçeli, damla sakızlı bademli kurabiye.  Evet bu kelimeler size birşeyler hatırlatıyor mu :) Gidenler yukarıdaki fotoğraflara bakınca hemen tahmin eder zaten ;)

These photos are from the heaven on earth, it is my favourite holidat destination which I visit every year. It is famous for its wine and vineyards, tomotoe jam, almond cookies.