Uzun hatta upuzun bir gezinin sonundayız. Neyse ki finali güzel bir şehirde, Cannes'da yaptık. Cannes deyince ilk akla gelen Cannes Film Festivali, buraya kadar gelmişken Palais des Festivals'a gidip kırmızı halıda bir poz vermeden olmazdı. Kırmızı halıdan sonra Cannes'ın olağanüstü güzel sahilinde de yürüdük. Lüks yatlar ve oteller, palmiyeler, altın rengi kumsallarla güzel ve alımlı bir şehir Cannes.
I am writing the last post of the trip. We spent the last day in Cannes. Cannes is famous for " Cannes Movie Festival". I visited Palais des Festivals and made red carpet poses. After red carpet, we walked by the sea. Cannes is a beautiful city with its golden beaches, luxury hotels, shops and yatches and palm trees.
Hediyelik eşyalara bakarken La Duree karşıma çıkınca, mutluluktan havalara uçtum. İstanbul'da oturduğum zamanlar, Bebek'te güzel bir yürüyüş yaptıktan sonra, kendimi bir kutu macaron ile ödüllendirir, eve gidip kahve macaron keyfi yapardım. İzmir'de en çok özlediğim şeylerden birini Cannes'da bulunca kocaman bir kutu aldım.
While looking for some souvenirs, I saw La Duree and felt as happy as a child. I bought a big box of macarons to bring home. There is a LaDuree shop in İstanbul and I used to buy while I was living there. I could not find macarons as delicious as them after moving to İzmir.
Uçağa daha zaman var haydi bir yerleri daha keşfedelim deyip, Nice'in yakınındaki Antibes'i de görelim dedik. Antibes küçük ve sevimli bir kasaba. Özellikle çiçekli, renkli panjurlu evlerine bayıldım.
Before going to airport, we went to Antibes which is near to Nice. Antibes is a small and cute village, you should see it if you visit Cote d'azur.