17 Temmuz 2012 Salı

Yeni Yaşımda Her Günüm Pespembe Olsun Diye :)




Wearing Mango dress, Zara shoes, H&M necklace and clutch

Hayata her zaman pembe gözlüklerle bakmasanız da, her zaman pembe giyebilirsiniz, ki bu da aynı şey sayılır :)

You cannot always see the world through pink glasses, but you can wear something pink whenever you want, and it is pretty much the same thing :)

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Yeni Bir Yaş, Yeni Bir İş, Yine Gülecek Bi Neden Lazım


Hayat ...dır kalıbını sevmem, hayat şudur hayat budur diyerek yapılan tanımlara güler geçerim genelde,ama şimdi ben de bu kalıbı kullanacağım. Hayat akan bir sudur. Durduramazsın, önünde duramazsın, yönünü değiştiremezsin, fakat kendi yönünü seçebilirsin yine de, hatta seçmek zorundasındır, bir çöp gibi suyun seni önüne katmasına izin vermek istemezsin, hayat akar sen devamlı kürek çekersin. Sonra tam açıklarda bir yerde kürek çekmeyi bırakırsın. Belki yorulduğun için, kolların ağrıdığı için, belki nereye gideceğini bilmediğin için, belki ters yöne kürek çekiyor olduğundan şüphelendiğin için, belki de olduğun yeri sevdiğin ve orada kalmak istediğin için. Bilmeyiz ki hiç bir yere gitmemek bir seçenek değildir, biz kürek çekmesek de, rüzgar vardır, dalga vardır, akıntı vardır, bunlar seni illa ki bir yere götürecektir. Daha da derinlere de götürebilir, bir kıyıya da vurabilirsin, cennet bir adaya da gidebilirsin. Yaklaşık bir yıl kadar önceydi, kürek çekmekten yoruldum deyip, suya bıraktım kendimi ve nereye götürsen kabul dedim. Bazen kıyıya vurmuşum gibi geldi, bazen kara gözden kayboldu , korktum, bazen de yerimde sayıyormuşum hiç bir yere gitmiyormuşum gibi geldi, bir denizin ortasındaydım, sadece mavi vardı. Şimdi su beni bir kıyıya getirdi. Umudum suyun beni bıraktığı bu kıyıda çok mutlu olmak.

Bugün sadece yeni bir gün ya da yani bir haftanın ilk günü değil, bugün hem yeni işimin ilk günü hem benim 25. yaşgünüm. Sevgili 25 bana iyi davran ve kendini sevdir olur mu? Sana biraz önyargılı yaklaştım ben, yirmilerimin ilk yarısının bitmesi, çeyrek asırı devirmiş olmak, sanki bu yaşa kadar yapmam gerekenlerden pek azını yapabilmişim duygusuyla sana biraz mesafeliydim, seni dört gözle beklemedim kabul. Bir 18 ya da 20 değildin ama her türlü önyargıma rağmen beni utandır lütfen. Daha geldiğin ilk gün bana yeni bir iş getirerek sıradan bir yaş olmadığının sinyallerini vererek önyargımı büyük ölçüde kırdın ve sana sempati duymaya başladım ama senden daha çok şey bekliyorum :)

Unutmadan bugün doğumgünü olan sadece ben değilim. Bugün Bir Alışverişkoliğin İtirafları'nın, sevgili blogumun da ilk doğumgünü. İlk kez geçen yıl bugün yazmıştım size, kendime doğumgünü hediyesi olarak bir blog açtım demiştim, o günden beri de modayla ilgili, ilgisiz herşeyimi sizinle paylaştım, her yazdığınız yorumda mutlu oldum, takipçi sayım arttıkça sevinçten havalara uçtum derken takipçi sayım 650'yi geçti, 1 yıl önce bugün bunu hayal bile edemezdim. Hayatımın bir parçası olup sıcaklığınızı hissettirdiğiniz için çok teşekkür ederim, benim için çok değerlisiniz, bana her gün "İyi ki bu blogu açmışım" dedirtiyorsunuz. Bakalım yeni yaşım bana hayal bile edemeyeceğim ne güzellikler getirecek :)

Today is a special day. My 25th birthday, first anniversary of my blog and the first day in my new job. Dear 25, you brought me a new job while coming and it made me expect great things to happen. Please be genereous and joyful , make me believe in miracles.

15 Temmuz 2012 Pazar

(Bozca)ada Sahillerinde Bekliyorum :)






                    Wearing Oxxo pants, Mango blouse, İnci shoes, Bebe clutch and Massimo Dutti necklace

Bozcaada postlarının da sonuna geldik ve artık beni kıskanmanıza gerek yok çünkü bu satırları size Bozcaada'da denize bakıp bir kadeh blush yudumlayarak falan yazmıyorum. 40 kusür derece İzmir sıcağında (tamam tamam abarttım biraz, dışarısı çok sıcak olsa da evde klima karşısındayım o kadar da acındırmamayım kendimi) yazıyorum ve geri dönüp fotoğraflarıma bakarak iç çekiyorum. Hiç değilse aldığım bir şişe şarabı da (fazlasını taşıyacak yer yoktu) Geyikli'de, Bozcaada feribotundan iner inmez içmeseydim şu an tatil fotoğraflarıma bakmak son Bozcaada postunu yapmak daha keyifli olabilirdi. Ama keyfim yine de yerinde, çünküü yarın güzel bir gün olacak. Neden diye merak edenler takipte kalsın. Bir de buruşuk bluzumun kusuruna bakmayın canlar, nedense üstüm başım buruştuktan, saçlarım bozulduktan ve makyajım aktıktan sonra geliyor aklıma hep fotoğraf çekilmek, giyinip dışarı çıkar çıkmaz tiril tirilken değil. Bluzum buruşmuş da olsa feriboa beinmeden birkaç veda fotoğrafı çekilmeyi düşünebilmişim neyse ki :)

Hi guys, this is the last holiday post, I returned home- no need to be jealouse of me anymore- and looking for photos taken in Bozcaada, my favourite holiday spot in Turkey. By the way, tomorrow is a special day, I feel excited and can't wait to share with you great news :)

13 Temmuz 2012 Cuma

Kalbim Bozcaada'da Kaldı...


 

 Wearing Zara skirt, Koton top, İnci shoes and Bebe clutch

Önceki postlara gelen yorumlardan anlaşıldı ki Alışverişkoliği sevenler Bozcaada'yı da seviyor =))) Gitmek isteyenlere küçücük bir Alışverişkoliğin gözünden Bozcaada rehberi o zaman:

-Öncelikle tarih olarak Eylül başı en güzel seçim olacaktır, hem deniz bir nebze olun ısınıyor, hem kalabalık azalıyor hem de tam bağbozumu zamanı her yerde salkım salkım üzümler oluyor. Eğer benim gibi Temmuz'u tercih edecekseniz haftasonu çok kalabalık oluyor, haftaiçi gitmeye çalışın işinizden izin alabiliyorsanız.
-Deniz her yerde güzel ama soğuk buna şimdiden alıştırın kendinizi canlar. İnanın üşüdüğünüze değiyor ben böyle temiz berrak deniz görmedim. Adanın en ünlü plajı Ayazma, oraya gitmeden dönemk olmaz. Denizden çıkınca karnınız acıktıysa dosdoğru Vahit'in yerine, buz gibi bira, yanına  çıtır kalamar, deniz börülcesi, sarma, kabak çiçeği dolması, çiğ börek... Bir diğer güzel seçenek de Boruzan, ızgara ahtapotu şahane yapıyorlar. Neyse konumuz deniz ve plajdı yemeklere sonra geleceğim. Arabayla geldiyseniz, Akvaryum koyuna gidebilirsniz ama orada tesis yok, yanınıza şemsiyenizi, yiyeceklerinizi almayı unutmayın. Ayazma'nın hemen yanındaki Sulubahçe koyu da hem kalablıktan uzak sessiz sakin, hem de denizi harika.
-Denizden çıkıp otelde duşunuzu aldınız, akşamüstü oldu, şimdi neyapıyoruz?Tabi ki Polente'de gün batımını izlenecek, rüzgargüllerini ve güneşin batışını burada bir şişe Çamlıbağ Blush eşliğinde izlemek gibisi yok
-Adanın ara sokakları öyle şirin ki her saptığınız sokakta bir sürpriz sizi bekliyor, buralarda uzun uzun dolaşın.
- Sabah kahvenizi Çınaraltı ya da İskele Cafe'de içebilirsiniz. Damla sakızlı kahveyi, yanında badem likörü ve çikolata ile sunuyorlar, ki bundan sonra kahve beğenmez oldum ben.
-Sabah kahvaltıda bademli domates reçeli yemeden olmaz. Hemen yüzünüzü ekşitmeyin, dünyanın en güzel reçeli, tadının domatesle ilgisi yok. Bir iki kavanoz da eve götürün ki sabahları güne Bozcaada tatilini hatırlayıp gülümseyerek başlayın.
-Adada gelincik de mutfağın gözbebeği. Gelincik şerbeti, reçeli, likörü hatta zeytinyağlı yemeği var. Bir gelincik şerbeti içmeden dönmeyeyim derseniz, istikamet Ada Cafe.
-Bademli damlasakızlı kurabiye var bir de Çiçek Fırın'da, yemeyeni dövüyorlar, bir tane olsun tadın.
-Tabi Bozcaada deyince akla ilk gelen şey şarap, şarap sevmeyenlerden bile olsanız, adaya gelmişken için, dönerken de arkadaşlarınıza götürün. Şarap sevsem de uzman olduğumu ve çok anladığımı söyleyemem. Talay'a girdim bol bol denedikten sonra en sevdiklerimden aldım. Adanın şarap üreticileri, Talay, Çamlıbağ, Corvus, Ataol, Amadeus ve Gülerada. Ben her nedense Talay'a biraz daha fazla sempati duyuyorum ama özel bir sebebi yok, Corvus da çok iyi şaraplar üretir mesela, tek  yapacağınız bu şarap üreticilerinin mağazalarına girip tadım yapmak ve damak tadınıza en çok uyanları seçmek.
-Şarap demişken adada çok şirin şarap aksesuarları ve şarap mantarından süsü eşyaları satılıyorç Hem güzel bir hatıra hem de hediyelik. Biz Şarap Aksesuarlarına bakabilirsiniz. Ayrıca tezgahlarda da hem çok orjinal hediyelikler, hem de domates reçeli, kekik, deniz börülcesi gibi adaya özgü yiyeycekler satılıyor bakmadan geçmeyin.
-Yine gelelim yemeklere. İnanın ne giydim postundan çok ne yedim postu yapasım var. Bir kere burası dünyanın en lezzetli yemeklerinin olduğu yer bence, abartmıyorum. Hele de benim gibi bir Ege mutfağı aşığıysanız, mezelerle karın doyuruyorsanız, denizden babanız çıksa yiyorsanız burası sizin için bir cennet. Akşam yemeği için Rum mahallesinde sokak aralrında asmaların altına kurulmuş kareli örtülü ahşap şirin masalar tüm davetkarlığıyla sizi bekliyor. Hangisini seçseniz mutlaka lezzetli birşeyler gelir çünkü yürürken tüm masalar birbirinden güzel yemeklerle dolu olduğunu görüyorum. Benim favorilerim ise Lodos ve Sandal. İkisi arasında seçim yapamıyorum, ikisi de benim bebeklerim :) Aşağıdaki muhteşem fotoğraf Lodos'tan. Deniz kestanesi, vişneli yaprak sarması, Frikli dolma içi, Ege mezesi, Girit Ezmesi bu güzellklerden sadece birkaçı. Buraya gelmişken tercihlerinizi burası dışında bulamayacağınız mezelerden yana yapmanızı öneririm. Bir de yemekten sonra sütlü karadut tatlısı ısmarlayın lavantalı , karadutlu muhallebimsi nefis bir tatlı. Yemekten sonra karadut likörü eşliğinde kahve ikram ederek kalbimi kazandı Lodos :) İkinci favorim olan Sandal'da mutlaka pynir ezmesi yiyin, şarabın en iyi arkadaşı bu meze. Deniz börülcesiz bir masa zaten düşünemiyorum ki artık herkesi bıktırdım o kadar çok sipariş ettim ki adada her öğün yedim. Tereyağda karides, karidesli peynir köftesi, damla sakızlı enginar ve ızgara ahtapot da Sandal'da diğer mutlaka denenesi lezzetler. Diyetteki takipçilerim beni affedin olur mu :)

 Benim aklıma gelenler bunlar. Ekleme yapmak isteyenler varsa lütfen yorum yazsın, çok sevinirim, bir dahaki gidişimde yapılacaklar listeme eklerim.

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Bozcaada'dan Sevgilerle :)





Wearing Machka dress, Zara shoes, H&M clutch and earrings 

Evet son iki postta ipuçları vermiştim, doğru cevabı buldunuz kolayca ama ben bir kez daha söyleyeyim: Tatilimi geçirdiğim bu cennet parçası Bozcaada canlar. Eğer önceki iki yazıma bakıp nerede olduğumu anlayamadıysanız  bu sizin daha bu cennet adayı görmediğiniz anlamına gelir, tüm tatil planlarını değiştirin ilk fırsatta gidin derim, ben ilk kez geldiğimde "Şimdiye kadar neden gelmemişim, ne çok şey kaçırıyormuşum" diye çok hayıflanmıştım, artık her yıl bir ya da birkaç kez gidiyorum. Adayla ilgili anlatacak o kadar çok şey var ki, şunları yapmadan dönmeyin diye bir yazsam bir haftadan önce dönemezsiniz :) Neyse daha 2 post yapacağım, tavsiyeleri oraya saklayayım. Bu tatilin güzel sürprizi What's Next blogunun fıstık sahibesi Eda ile karşılaşmamız oldu, ayaküstü sohbet etsek de birikte bir fotğraf çekilmeyi düşünemedik, bir dahaki sefere inşallah :)

Kisses from Bozcaada :) I was on holiday in one of the most beautiful islands in Aegean Sea. If you want to visit Turkey for holiday, please keep this island in your mind. If you prefer a silent and peaceful place and if you are interested in wine, Bozcaada is like heaven.

10 Temmuz 2012 Salı

Rüzgar Gülü, Rüzgar Gülüüü


 

 









                   Wearing Batik skirt, Mango blouse and necklace, Pull and Bear sandals, Bebe clutch

Biraz daha ipucu mu istediniz, peki :) Rüzgargüllari, şarap, bağlar, sardunyaların begonvillerin süslediği dar sokaklar, Polente,Ayazma, Habbele, Talay, Corvus, Çamlıbağ, Ataol, domates reçeli, damla sakızlı bademli kurabiye.  Evet bu kelimeler size birşeyler hatırlatıyor mu :) Gidenler yukarıdaki fotoğraflara bakınca hemen tahmin eder zaten ;)

These photos are from the heaven on earth, it is my favourite holidat destination which I visit every year. It is famous for its wine and vineyards, tomotoe jam, almond cookies.

8 Temmuz 2012 Pazar

Bilin Bakalım Neredeyim?






Wearing Forever 21 dress and Marni at H&M necklace

Turkuaz, tertemiz ve buz gibi soğuk deniz, kendini bebe pudrası zanneden yumuşacık kumlar, keyfi yerinde bir alışverişkolik... Haydi bakalım tahminleri alayım, neredeyim ben?

Turquoise, crystal clear and freezing cold water, white and powder-like sand, a happy girl who is enjoying that. Guess where I am :)