17 Ağustos 2012 Cuma

Bugün Ege, Yarın Adriyatik















Elbise/ Dress: Milla, Ayakkabılar/ Shoes: Zara, Çanta/ Clutch: Zara

En güzel bikiniler, sandaletler, tiril tiril elbiseler bavula konuldu, bayram ziyareti iki gün öne alınıp ananeciğin eli öpüldü, internetten araştırmalar yapıldı, nerelere gidilir, ne alınır, ne yenip içilir öğrenildi. Geriye ne kaldı? Tabiki bloga gitmeden bir ne giydim postu yapıp, bayramınızı kutlamak. Şu an onu da yapmış olduğuma göre hazırım. Bir dahaki ne giydim postunda arka fonda Ege değil Adriyatik olacak :) Bu arada Dubrovnik, Mostar, Budva ve Kotor'a daha önce giden varsa lütfen yorum yazıp bir iki tavsiyede bulunsun, ben de yarın öğlen yola çıkmadan bunları okuyayım. Gitmeyenler de bayram planlarını yazsın :) Herkese mutlu bayramlar, alışverişkolik kaçar. Gideceğim tek yer havaalanı :)

Bikinis and sandals are in the luggage. Web research is done, the places to go are chosen, tickets are bought. What is left? An outfit post before I go and doing it now. Yepp,I am done, ready for a unforgettable holiday. Tomorrow I am going to Dubrovnik, than Herzigova and Montenegro. If anyone who visited these countires are reading this post now, please write some suggestions. In the next post, the sea won't be Aegean sea, but Adriatic sea :)

14 Ağustos 2012 Salı

Deniz Görmeden Yaşayamıyorsan Sen=Ben Demektir






Elbise ve Kemer/Dress and Belt: Roman, Ayakkabı ve Çanta/ Shoes and Clutch: H&M

Haftada iki günü yazlıkta geçirip sonra da kendime yazın 3 ay şezlongunda yaşayan ikoncan süsü vermek en büyük yaz keyfim :) Siz sahildeki fotoğraflarıma bakıp "Oh be, millet tatil yapıyor, ne şanslı, biz sürünüyoruz" derken ben excellere powerpointlere gömülü durumda oluyorum ama bozuntuya vermiyorum. Bir İzmir kızı ya tüm yaz tatil yapar, ya da yapamıyorsa da çaktırmaz, haftasonunu komple plajda geçirip, Fedon'dan iki ton açık olana kadar güneşlenir(ben güneşlenirken sıkıldığımdan, denizin içinde şebeleklikler yaparak sudan çıkmadan yanıyorum), ne kadar yeni açılan beach, bar vs varsa gezer, açığı kapatır.

Although I go to our summer house only on weekends, my blog and outfit posts drawing a picture that I stay on the beach for three months in the summer. You may think that I am lucky enough to have a long summer holiday, yet in weekdays I am in the city and working. Nevertheless, I must admit that I am lucky enough to have the chance to go to our summer house every weekend which is two hour far from my house and  I can enjoy sea and sun there.

12 Ağustos 2012 Pazar

Geçip Giden Zamanları Bir Yerlerde Bulsam




     Elbise/ Dress: Mango, Ayakkabı/Shoes: Nine West, Çanta/ Clutch: H&M, Küpe/ Earrings: PreeBrulee

Tam bu postu yaparken okuldan çok özlediğim bir arkadaşımla konuşunca birden arka fondan başlıktaki şarkı geldi kulağıma ya da bana öyle gelmiş olabilir. Benim böyle bir tuhaf özelliğim var, hemen aklıma yaşadığım duruma/ olaya uygun bir şarkı gelir. Hani eskiden Televole vardı, magazin haberlerine uygun bir şarkı bulur çalarlardı ya, onun gibi. Bu kombine bu şarkı tam uydu, çünkü üzerimdekiler geçip giden güzel zamanlardan. Elbisem 4, ayakkabılarım 5 yıl önceden kalma. Bunları giyince haliyle, ben de zaman tünelinde 4 yıl geri döndüm, işte bu yüzdendir benim eskiciliğim, herşeyi biriktirmem, saklamam. Bir sihir beklerim, eski bir elbiseyi giyip, kendimi onu ilk giydiğim günde bulma, eski bir fotoğrafa bakarken o kareye girmek, eski bir ayakkabı giyip kendimi onunla ilk adım attığım yollarda yürürken bulmak gibi. Beklediğim sihir gerçekleşmese de, gözümün önünden bir iki hatıra geçer, biraz hüzünlenir, biraz gülümserim, o da yeter bana...

This dress was bought 4 years ago and these shoes are 5 years old. When I wore them, I found myself in a day from 4 years ago. Wearing something old always make me think old nice days, this is why I always collect the things which reminds me my past, I want a magic, a magic that will take me  these beautiful days when I wear an old dress. The magic doesnt happen, yet I remember nice memories and smile, it is also like a magic, too.

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Sana Sarı Laleler Aldım Çiçek Pazarından


 Elbise/ Dress: Park Bravo, Ayakkabı/ Shoes: Steve Madden, Çanta ve küpe/ Clutch and Earrings: H&M

Tamam elbisemdeki çiçekler lale değil gül olabilir ama aklıma bu şarkı takıldı -başlıklarda şarkı sözü kullanma hastalığım var- Neon detaylara da kafayı takmış durumdayım, özellikle de neon sarı, aksesuarlarda bu renge bayılıyorum bu yüzden bu kombini seçmem tesadüf değil :)

I love neon details, espacially neon yellow, I am obsessed with accesories in this colour, this is not surprising that I love this outfit, do you like neon colours, too?

6 Ağustos 2012 Pazartesi

African Winds


Tulum/ Jumper: Batik, Ayakkabılar/ Shoes: Mango, Çanta/ Bag: Yargıcı, Kolye/Necklace: Tresera

Hayvan baskılı kıyafetler (leopar desenli vamp elbiseler konu dışı), hasır ve tahta takılar, boncuklu büyük kolyeler ve tribal desenler... Moda dünyasında uzun süredir Afrika'dan gelen rüzgarın etkisinde, bu akımı ben de çok seviyorum ve ufak bir iki aksesuar dokunuşuyla da olsa bu trendi uyguluyorum. Bu tulumu geçen yıl almıştım, o kadar rahat ve aksesuarlarla hem şık hem de günlük kullanıma o kadar kolay uyarlanıyor ki, eskitene kadar giydim, hala da giyiyorum. Bu tulumun en iyi arkadaşarı ise hasır tabanlı platfotmlar (hasır tabanları görünmese de) ve etnik tarzdaki kolyem. Siz bu trendi sevdiniz mi peki?

Animal prints, wooden bracelets, necklaces and earrings, tribal printed clothes... Africa affected fashion world deeply this season. I like this trend and try to aplly it at least  with the touch of some accesories. I bought this jumper last year and wear it very often since  it is very comfy and easy to combine for day and night by changing shoes and jewellery. Best friends of this jumper are my  nude Mango wedges and triba necklace. What about you, do you like this trend?

5 Ağustos 2012 Pazar

Taşlar Yerine Otururken








Tulum/Romper: H&M, Ayakkabılar/Shoes: Yargıcı, Çanta/Clutch: Koton
Huzur bir ruh halinden çok bir karakter, bir duruş, hayata bakıştır bana göre. Bazı insanlar huzurludur, bazıları huzursuz, bu kadar basit. Ne yaşadığınızdan, içinde bulunduğunuz durumdan bağımsızdır huzurlu ya da huzursuz olmak, sizin seçiminizdir. Kimileri bakarsınız her durumdan bir huzursuzluk bulur çıkarır bazıları ise zor durumlardan geçerken bile yüzlerinde huzurlu bir ifade vardır ve içinde bulundukları durumla daha kolay başederler. Maalesef ki ben birinci gruba yani huzursuzlara daha yakınım (ya da yakındım). Huzursuz olmaktan beslenen sevmediğim bir tarafım var, herşey yolundayken bile kulağımın dibinde vıdı vıdı eder. Son bir yıldır Bayan Vıdı Vıdı beni esir almıştı, diktatörlüğünü ilan etmişti. Ben ve Bayan Vıdı Vıdı devamlı şikayet edecek birşeyler bulduk, söylendik, etrafımızdakilerin de başını şişirdik, kimse bizi anlamıyordu, mutsuzduk çaresizdik vıdı vıdı vıdı. Derken bu günlerde bir baktım içimde bir huzur, bir sessizlik, bir iyimserlik üzerimde, meğer Bayan Vıdı Vıdı'nın diktatörlüğü devrilmiş, yerini bir huzur iklimine bırakmış. İşte bugünlerde içimde böyle bir mutluluk, bir huzur var, daha çok güldüğümü farkediyorum. Bu ruh halim daimi olur ve bloga da yansır umarım, herkese huzurlu Pazarlar :)

Peace is not a mood but a choice, a way of life and a philosophy. Some people are peaceful and some are not. It's not about how good your life is, it is about how you look at it. I was not one of peaceful people, yet I choose and decide to be a more peaceful one. Recently I feel myself much better and happy without a cause. The voice talks negatively non stop is silent now thanks to God. Have a peaceful Sunday sweeties!

3 Ağustos 2012 Cuma

Those Were The Days My Friend...




Elbise/Dress: Milla, Shoes and bag/ Ayakkabılar ve çanta: Hotiç, Kolye/ Necklace: Yargıcı

Hayatımın en güzel zamanlarını paylaştığım, bir araya gelince zamanın nasıl geçtiğini anlayamadığımız, her gün birarada olsak da konuşacak konularımızın hiç bitmediği, birbirimizi en can sıkıcı zamanlarda bile güldürebildiğimiz İrem'e ithaf ediyorum bu postu, yukarıda gördüğünüz fotoğrafları dün buluştuğumuzda daha nasılsın demeden eline makineyi tutuşturup çektirdiğim için değil :) Son 7 yıla baktığımda hatırladığım en güzel, en eğlenceli en komik anlarda hep yanımda olduğu için. Final dönemleri beraber ders çalışma niyetiyle yola çıkıp ders dışında alakasız ne varsa uğraştığımız, okul hayatında herkesin kabusu olan final dönemlerini en eğlenceli günlere çevirdiğimiz için. Hiç sevmediği ne kadar Türkçe pop müzik varsa benim yüzümden yıllardır dinlemek zorunda kaldığı, Serdar Ortaç işkencesine katlandığı için. İzmir-İstanbul yolculuklarında o Amerika'dayken bile acaba aynı otobüste-uçakta olabilir miyiz diye bakındığım için. Bir yatak bir masa ve bir dolabın zor sığdığı bir yurt odasına hayat boyu unutmayacağımız binlerce anıyı sığdırdığımız için. İstanbul'dayken İzmir'i özledim diye ağlarken beni en iyi o anladığı, şimdi İzmir'de de İstanbul'u özledim derken beni yine en iyi anlayan o olduğu için. Evimize hırsız girip ne bulduysa götürdüğünde bile gülmeyi becerebildiğimiz için. Dün 3 aylık aradan sonra buluştuğumuzda bunlar geçti aklımdan. Ona baktığımda 18-20 yaşlarındaki beni, özlediğim yılları, İstanbul'u, Boğaziçi'ni görüyorum, belki de o yüzden İrem'le buluşmak bana her zaman iyi geliyor. Muçicik, her zaman dediğimiz gibi, iyi ki Superdorm ikimizi aynı odaya koymuş :)

Last night I dined with my beloved friend Irem. I discovered that I had not written about her before, although we shared the best years of our lives. We stayed in the same flat in dorm and my college years would not be that perfect if we weren't flatmates. We were in the same hometown yet we met  7 years ago when we go to Istanbul for university. Whenever I look at her, I see the best memories of me, me at age 18-20, our campus, finals and midterms we try to study. It always makes me feel much better to see her. I am very lucky because we stayed in the same flat in dorm and shared our college years:)