13 Temmuz 2013 Cumartesi

Bir Alışverişkoliğin Gezileri: Santa Margherita& Portofino

Elbise/Dress: İpekyol, Çanta/Bag: Furla, Sandaletler/Sandals: Uterque, Gözlükler/Sunglasses: Tods



Santa Margherita'dan sevgiler! Burası Cenova'ya 30 km. uzaklıkta çok şirin bir İtalyan kasabası. Aslında planımız burada oyalanmadan Portofino'ya giden teknelerden birine binip gitmekti, ancak tekneyi kaçırınca 1 saat beklememiz gerekti. İyi de oldu, 1 saat de olsa Santa Margherita'yı da gezebilmiş olduk. Sevimli evleri, çiçekli balkonları, palmiyeli sahili ile o kadar güzeldi ki, tekneyi kaçırdığımıza sevindim. 1 saatlik keşiften sonra aşık olduğum Portofino'ya geldik. Aşağıdaki fotoğraflar Portofino'dan.

From Santa Margherita with love! Santa Margherita is a commune in province of Genoa. Santa Margherita was not a place we planned to see, we would go to Portofino by a boat from here. But we had to wait for the boat to Portofino for one hour. We spent one hour by discovering this cute village. We loved its beautiful old houses, balconies with flowers and streets with palm trees. After a short discovery, we went to Portofino, which I loved the most. 








Portofino'nun güzelliğini anlatmaya ne bu fotoğraflar yeter ne de kelimeler. Küçücük bir yer, gezmeniz bir iki saatte tamamlanır, ama bu kısa sürede şirinliğiyle insanın içine öyle işliyor ki, mutlaka bir gün yeniden geleceğim hiç acele etmeden aylak aylak  gezeceğim, sahilde bir Bellini içerek manzarayı izleyeceğim doya doya, diyorsunuz. Yani ben öyle dedim en azından. Bazı yerler vardır, bir kez görmek yeter, " Tamam işte bu şehri de gördüm" dersiniz, bir daha gitmek aklınıza gelmez. Bazı yerlerden ayrılırken ise, "Bir gün yeniden, mutlaka" dersiniz. Portofino ikinci grupta.

I found my love in Portofino şarkısıyla veda ediyorum size canlar, yarın Nice'de buluşalım.

Neither words nor photos are enough to describe the beauty of Portofino. It is such small that you can see everywhere within a couple of hours, yet one hour is enough to love Portofino. You say while leaving here " One day, I'll come again and walk by streets without hurry and enjoy this beatiful view by drinking a Bellini". This was what I said before saying goodbye to Portofino. I don't know when, but I am sure there will be a second visit.

I found my love in Potofino :) (Do you remember this old song?) See you in Nice!

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Bir Alışverişkoliğin Gezileri: Como- Lugano

Elbise /Dress: Marni for H&M, Gözlükler/Sunglasses: H&M, Çanta/Clutch: Yargıcı, Sandaletler/Sandals: Uterque











 



 

Como gölünde bir tekne turunda bana eşlik eder misiniz? Onlarca fotoğrafa bakınca siz de benimle gezmiş kadar olacaksınız. Como Gölü'nün güzelliğinden uzun uzun bahsetmeme gerek yok değil mi, fotoğraflar zaten anlatıyor. İstanbul Boğazı benim için hala dünyanın en güzel yeri ancak Como da neredeyse İstanbul Boğazı kadar güzel :) Turkuaz rengi sularda tekneyle dolaşırken ve birbirinden güzel evlere bakarken zaten kendinizi boğaz turunda hissediyorsunuz. Como gölü kıyısındaki evler de İstanbul'un yalıları kadar güzel, çoğu da İtalyan ve dünya jet set sosyetesine ait. Burada kimlerin yazlığı yok ki! George Clooney, Sophia Loren, pek çok ünlü İtalyan futbolcu... Como'yu anlatırken bu kadar çok İstanbul dememden anlaşılacağı gibi, ben sanırım İstanbul'u özledim :(

What abot a boat trip in Como with me? After looking at too many photos, you'll feel like you are in como with me. I think there is no need to make long sentences to tell the beauty of Como, photos already do it. No, I didn't change my mind, Bosphorus is still the best place in the world for me, but Como is as nice as Bosphorus. While I was in the boat, I felt like I was in Istanbul, enjoying a Bosphorus tour. Yes, I missed Istanbul too much :(










Yeşil ördek gibi göllere dalan alışverişkolik, Como'dan sonra Lugano Gölü'nde :) İtalya'ya "Akşama görüşürüz, şimdilik hoşçakal" deyip, 3 gecede iyiden iyiye benimsediğimiz İsviçre'ye " Selaaam tatlııım, yine biz " dedik. Böylece İsviçre'nin İtalyanca konuşulan bölgesini de görüş olduk. Önce funikülerle yukarı çıkıp, Lugano'ya kuş bakışı baktık, harika manzarayı üstteki fotoğraflarda görüyorsunuz. Sonra yine funikülerle aşağı indik, göl kenarında yürüdük, İsviçre ile vedalaşıp Milano'daki otelimize döndük.

Portofino'da görüşürüz canlar, hoşçakalın :)

Another beautiful lake:  Lugano. We said " See you tonight" to Italy and " Hi, we are here again" to Switzerland. After having a walk by the lake, we left Switzerland and went back to  Milano.

See you in Portofino :)

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Bir Alışverişkoliğin Gezileri: Milano

Etek/Skirt: Mybestfriends, Bluz/Blouse: İpekyol, Sandaletler/Sandals: Uterque, Çanta/clutch: Yargıcı




Buongiorno amici :) Gezinin en heyecan verici duraklarından Milano'dayız. Milano'nun Avrupa'nın moda başkenti olması, lüks mağazaların sıra sıra dizildiği ışıltılı caddeleri bir moda bloggerının heyecanlanması için yeterli. Bir de üzerine enfes pizzaları, risottoları, tiramisuları, Toscana şaraplarını ekleyin, işte Milano böyle bir yer. Yine de gidecek olanların hayal kırıklığına uğramaması için bir noktanın altını çizmekte yarar var. Milano, kuzey İtalya'da ve İtalya'nın kuzeyi, güneyden oldukça farklı. Kafanızdaki İtalya resmi, neşeli, tatlı haylaz İtalyanlar, İtalya'nın güneyinde. Milano, İtalya'nın iş merkezi, bu yüzden burada  "Dolce Vita" yaşayan İtalyanları değil, Maslak profiline benzeyen plaza insanlarını göreceksiniz. Kuzey İtalyalıların fiziksel görünümleri bile farklı, Türkler'e benzeyen esmer İtalyanlar güneyde, Milanolular genelde sarışın ve mavi gözlü.

Buongiorno amici :) We are in the most exciting city of our trip: Milan, which is the fashion capital of Europe. It is not surprising to be influenced by Milan as a fashion blogger, but fashion is not the only reason to love Milan. Risotto, pizza, tiramisu and Tuscany wines are as inspiring as Gucci, Bottega Veneta and Versace. Milan is in Northern Italy and it is different from Southern Italy. The Italy image in our minds (Dolce Vita, lazy and cute people, crowded and noisiy big families) belongs to South, Milan is the business center of Italy,thus, people doesn't making siesta here, they work hard in their offices. 

Duomo, Milano'nun sembolü olan, gotik ve görkemli bir katedral.

Duomo, the symbol of Milan, is a gorgeous and gothic cathedral.



Galleria'da öğle yemeği molası, taş fırından çıkmış dört peynirli pizza ile ziyafete dönüştü :) Galleria, ya da uzun adıyla Galleria Vittorio Emanuele, dünyanın en eski alışveriş merkezi. Milano'ya gelen turistlerin mutlaka uğradığı bu tarihi alışveriş merkezi 1868 yılında yapılmış ve bugün hala lüks mağazalar ve şık restoranlarla günü her saati dolup taşıyor.

A lunch break in Galleria, my favourite pizza, Quattro Formaggi was yummy. Galleria or Galleria Vittorio Emanuele is the oldest shopping mall of the world which was built in 1868 attracts tourisits with luxury brands and elegant restaurants.

Yine Milano'nun simge yapılarından biri, Castello Sferzesco.

Another symbol of Milan, Castello Sferzesco.




Akşam yemeği için önerim kesinlikle Ristorante Papa Francesco. Duomo'ya yakın ancak turistik, çakma İtalyan restoranlarından değil, gerçek bir aile işletmesi. Garsonumuzun da tavsiyesini alarak deniz taraklı ravioli aldım ve bayıldım. Tatlı olarak da bir İtalyan klasiği olan tiramisuyu seçtik ve tadına doyamadık. Tek pişmalığımız oldu, o da ikinci gecemizde de buraya gelmemek, farklı yer deneyelim demek. Bir daha Milano'ya gelirsem kaç gece kalırsam kalayım her gece buraya geleceğim.

Milano'dan bu kadar, Como Gölü'nde görüşmek üzere kendinize iyi bakın canlar!

I strongly recommend to go to Ristorante Papa Francesco for dinner. It is not a touristic restaurant, a family owned real Italian restaurant. Upon the recommendation of the waiter I chose ravioli with cream sauce and it was yummy. Of course, we didn't leave the restaurant without eating tiramisu which was fab!! 

See you in Como :)

7 Temmuz 2013 Pazar

Bir Alışverişkoliğin Gezileri: Geneva- Lausanne- Montreux




 Şort/Shorts: Koton, Tshirt: İpekyol, Çanta/Bag: Furla, Sandaletler/Sandals: Uterque

Cenevre'de keyifli bir Pazar sabahından merhaba :) 2 hafta önce Pazar çekilen bu fotoğrafları sizinle yine güzel bir Pazar günü paylaşmam hoş bir tesadüf oldu. Cenevre, İsviçre'de en sevdiğim şehir oldu. Benim bir şehri sevmem için ön şart, denize kıyısı olmasıdır, Cenevre denize kıyısı olmasa da Leman gölü sayesinde deniz kıyısındaymış numarası yapıp kendini sevdiriyor. Cenevre, İsviçre'nin Frankafon bölgesinde, ancak sokaklarda cafelerde sık sık İngilizce konuşulduğunu da duyacaksınız, şaşırmayın, sebebi Cenevre'de yaşayan çok sayıda Expat olması.

Hello from a nice sunday morning in Geneva :) This photos were taken 2 weeks ago, on a Sunday morning. Geneva became my favourite city in Switzerland. I always think that I cannot live without seeing see, so I don't like cities far from coast, but I love Geneva thanks to Lac du Leman. Geneva is in Francophone Region of Switzerland, but you will hear Englisg words frequently, because many expats works in Geneva.




Cenevre'den sonraki durağımız Lozan'dı. Lozan Antlaşması'nın imzalandığı oteli ve heyetin kaldığı oteldi gördük, göl kıyısında harika bir gül bahçesi görünce " Güllerin içinden canım, koşarak koşarak gel bana geeeeel" dedik. Biraz İnönü'yü, biraz MFÖ'yü andık.

Our second destination was Lausanne. Streets of Lausanne were empty baecause it was Sunday. We could not find anything to do except walking by the lake and taking photos of beatiful roses.


 
Lozan'dan sonra, Cumhuriyet tarihinden önemli bir başka şehre, Montrö'ye geldik. Pazar günü olduğundan Montrö de diğer şehirler gibi boştu, bu yüzden hakkında çok fazla söyleyecek birşeyim yok maalesef.

After Lausanne, we came to Montreux, which was empty like other cities.


Günün son durağı Chillon Şatosu'ydu. Chillon Şatosu, İsviçre'nin en çok ziyaret edilen tarihi eseri. Yapım tarihi tam olarak bilinmese de 10. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Şato, 12. yüzyıldan itibaren Savoie Hanedanı tarafından kullanılmış. Kuşatmalarla hiç ele geçirilememiş olan şato, antlaşmalarla el değiştirmiştir. Bu kadar tarih dersi yeterliyse, size ve İsviçre'ye şatonun yukarıdan görünümüyle veda ediyorum, Milano'da görüşmek üzere.

Our last stop: Chillon Castle which is the most popular historical place in Switzerland. It is predicted that the castle was built in 10th century. After 12th century, Savoie Family lived in the castle. If this history lesson was enough, lets have a look at the castle. Good bye Switzerland, hi to Milan :)