30 Ocak 2015 Cuma

Fit Friday: Küçük Adımlar Büyük Fark Yaratır


Merhaba, fit olmaya ant içen sevgili okur.. Önceki yazıma gösterdiğiniz ilgiye sonsuz teşekkürler, o kadar mutlu oldum ki' Sosyal medyadan gelen yorumlar, mesajlar, mailler... Siz beni böyle motive edersiniz de, ben her hafta yazmaz mıyım? Geçen Cuma nişanım dolayısıyla atladık ama bundan sonra her Cuma fit yaşam yazılarına devam ediyoruz.

Bu hafta fit yaşam yolunda atabileceğimiz küçük adımlardan bahsedeceğim. Ben küçük adımları çok önemsiyorum, kaplumbağa ve tavşan masalını hepimiz biliyoruz değil mi? Kaplumbağa gibi küçük küçük de ilerleseniz, eğer gideceğiniz yeri biliyor ve istikrarlı gidiyorsanız, istediğiniz yere herkesten önce varırsınız. Yürümeye nasıl başladık, koşarak mı, büyük adımlarla mı? Hayır, emekleyerek, sonra küçük küçük, tay tay adımlarla. Hayatta her alanda başarı hikayelerine küçük adımlarla başlanıyor, zayıflamak için de aynı şey geçerli. Bizde genelde adettir, hep çok iddialı başlanır, büyük adımlar atılır, sonra en ufak engelde tökezlenir, heves kaçar, vazgeçilir. Zayıflamaya karar verenlerin de bunu yaptığını görüyorum. Çok hevesli başlıyorlar, markette light kuş sütü görseler alıyorlar, spora yazılıyorlar,sonra iki günde sıkılıp bırakıyorlar. Bu sefer farklı olsun istiyorsanız, önce çok kolay yapabileceğiniz ufak değişikliklere odaklanın. Küçük değişikliklerin, büyük farklar yarattığını görünce, adımlarınız daha da kararlı olacak.

Bu küçük adımlar neler olabilir?
  • Önce bir mutfak temizliğiyle başlayın. Mutfağınızda ne kadar abur cubur varsa hepsini hemen mutfağınızdan çıkarın. İsterseniz ofisteki gıcık olduğunuz sıska stajyere "Şekerim, kahvenin yanında gofret yer misin?" deyin, isterseniz cipsleri alıp, üst kattaki yakışıklı üniversite öğrencisi komşularınız PlayStation oynarken gidip sürpriz yapın :) Ne yapacağınız sizin yaratıcılığınıza kalmış, yeter ki şeytana uyacak olduğunuzda, buzdolabını açıp nutella kavanozuyla göz göze gelmeyin. Evde tehlikeli madde olmazsa, gece yarısı karnınız acıkırsa olsa olsa kuru meyve, yoğurt, peynir atıştırırsınız.
  • Bir diyet listesine uymak sizi sıkıyorsa, kızartma, hamur işi ve tatlıyla vedalaşarak fark etmeden zayıflayabilirsiniz. Kimse diyette olduğunuzu bile anlamaz, sadece zayıfladığınızı anlarlar. Her öğle yemeğinde salata ısmarlayan sıkıcı beyaz yakalı olmak zorunda değilsiniz. Hamur, kızartma ve şekeri çıkarın, kalan her şey sizindir. Geriye ne kaldı demeyin, ızgara et, balık, tavuk, zeytinyağlılar, hatta hemen her restoran menüsünde bulunan domates soslu kepekli makarna. Bana bir T-Bone steak lütfen, garnitür de patates kızartmasını yerine buharda sebze olsun :)
  • Spor yapmayı sevmiyorsanız, fark etmeden spor yapın :) Bir önceki yazımda da anlattım, en kolayı yürüyüş, haydi takın kulaklıklarınızı, çıkın yarım saat yürüyün. Metroya yürümek, otobüsten 2-3 durak önce inmek bile fark yaratır. Bir adımsayar alıp, 10.000 adımı hedefleyin. 10.000 adım zor bir hedef ve sadece günlük hayatınızdaki hareketle başarmanız zor. Bunun için 1 saat yürüyüş yapmalısınız. 10.000 adım olmazsa da üzülmeyin, 7000 bile harika.
  • Çantanıza kuru meyve, fındık-badem, diyet bisküvi gibi sağlıklı atıştırmalıklar atın. Eğer yanınızda acıkınca atıştırabileceğiniz sağlıklı yiyecekler varsa, önünden geçtiğiniz pastaneye girmez, kuru eriklerinizi yiyerek tatlı ihtiyacınızı giderirsiniz. Eğer uzun bir gün olacaksa, minik bir çavdarlı-peynirli sandviç yapıp çantaya atabilirsiniz. Öğün atlamamak sizi gün boyu enerjik tutar, ana öğünlerde iştah kontrolü sağlar. Ofiste bir çekmecenizi sağlıklı atıştırmalıklarla doldurmayı unutmayın.
  • Peki beni dinlemediniz, sokaklarda bütün gün aç dolaştınız ve karnınız zil çalıyor, uzun ve sağlıklı bir yemeğe de vakit yoksa ne yapacaksınız? Ayaklarınız ve dönerin kokusu sizi en yakın büfeye mi götürüyor? Durun, hemen yarım ekmek döner demeyin, kepekli, beyaz peynirli tost alayım, lütfen ekmeğe yağ sürmeyin diyin. Bir simit ayran da hem doyurucu hem de nispeten sağlıklı bir sokak yemeği, Yarısını martılara atın ama :) Çok aç değilseniz, en yakın marketten bir kutu süt, diyet bisküvi ya da küçük bir meyveli yoğurt alabilirsiniz. Fast food restoranlar, tatlılar son seçeneğiniz bile olmasın, bakın dışarıda da sağlıklı yiyecekler var.
  • Gece geç saatte yemek çoğu uzmana göre kiloların baş sorumlusu. Ancak ben günümüz şartlarını düşününce biraz esnek olunmasından yanayım. Yoğun iş hayatı yüzünden, bir de akşam trafiğine kalınca, çoğu kişi evine akşam 8 lerde veya daha geç varıyor. Hal böyleyken de siz eğer "Akşam 6 dan sonra yemek yasak" derseniz, bu yoğun çalışan kesime "Siz sağlıklı beslenemezsiniz" demiş olursunuz. Eve geç geliyorlar diye, ailece oturup bir akşam yemeği yiyemesin mi zavallı plaza insanları :) O halde ne yapabiliriz? Akşam yemeği yemeden elbette olmaz, ama eğer geç yiyorsak bu öğün en hafif öğün olsun, kalorilerin çoğunu sabah ve öğlen alalım. Akşam hafif sebze yemekleri ya da ızgara yanında bol salata gibi düşük kalorili öğünler planlayalım. Eve çok geç geldiyseniz belki sadece çorba ve salata. Burada ana kural şu, yemekleri sindirebilmek için en son öğünden sonra en az 2-3 saat geçmeden uyumamalıyız. Çok geç yatıyorsanız, sağlıklı olsun diye 6 da yemek yerseniz, 7 saat sonra hala uyumamış ve buzdolabında kalan dolmaları aralıksız yutuyor olabilirsiniz. Akşam yemeğinden 2 saat sonra meyve ve süt ya da yoğurt, gece yarısı açlık ataklarını önler.
  • Bir diğer çok önemli adım da düzenli tartılmak. Genelde çoğumuz yemeği fazla kaçırınca tartıdan kaçıyoruz, gerçekle yüzleşemiyoruz. Ama bu gerçek er ya da geç yüzümüze vurulacak belki aynada ya da soyunma kabininde, belki tartıda. En iyisi en az haftada 2 kez tartılıp, kilomuzu bilelim ki sürprizler olmasın. Tartılmak, kilo verirken motive eder, kilo aldığınızda da kendinizi, hatalarınızı sorgulamanızı sağlar. En doğru sonuç için sabah aç karna ve kıyafetlerinizi çıkarıp tartılın. Bazen ödem, bağırsak sorunları, bir gün önce fazla yemeniz ya da alkol almanız sonucu farklılık olabilir, panik olmayın. Her gün tartılmak bir takıntıya dönüşmesin ama kilonuzun genel seyrini hep izleyin.
  • Son olarak da hayır demekten korkmayın. Size ikram edilen her şeyi yemek zorunda değilsiniz, tabağınızda kalırsa ağlamaz, hele sevmediğiniz bir yemeği asla hatır için yemeyin, kimse size kırılmaz.
Hiçbir diyet listesi olmadan, sadece bu küçük adımlarla bile ne çok yol alacaksınız, siz bile şaşıracaksınız. Hemen bugün hayata geçiriyor muyuz bu basit değişiklikleri  kızlar? Beyler tabi siz de:)  Bana sonuçları yazın olur mu :)

Hello my fit babes, I am sorry for not writing my last post in English. I always write in both languages but my last post was an exception. Thus, I want to start this post with a summary of the last post. I have written about how I lost weight. Since I have received many messages asking my secrets to lose weight, I deciced to make a "Fit Friday"  post every week and this post is the first one. I am really very excited and please ask me anything about diet and fitness.

This week's topic is small changes that make big differences. Usually we start a diet to lose weight, we make big changes in our lifestyle but after a while, we give up since the changes do not suit our daily routine. So, lets make only small changes in our daily routine. I suggest you a few ways to change your life into a healtier one:
  • First step is to clean your kitchen. Give all the chips, chocolate, candy and other garbage food to your skinny friends. If you don't have any junk food in your kitchen, you won't take too much calories. If you need a midnight snack, you won't eat nutella, you will only eat a piece of cheese and fruits. How healthy!
  • If you dont like the word " diet", don't go on a diet. You should only stop eating sugar, pastries and fried food. All other food is allowed. You do not have to eat salad for lunch everyday. Grilled fish, beef, chicken, vegetables, whole grain pasta... You can enjoy all of them.
  • If you are not a gym babe, just walk. Walk as much as you can, it is the best exercise that everyone can enjoy and afford. If you don't have time to walk, walk to your office, school or at least walk to underground station or bus stop. 
  • Always have some healthy snacks like almond, dried fruit or whole grain biscuits in your bag. This prevents you to eat high calorie food.
  • If you don't have anything in your bag to eat, you can buy healthy snacks like nonfat latte, yoghurt or a healthy sandwich. Fast food restaurants are forbidden :)
  • Having a late dinner is responsible for being overweight. Yet, most of us work till 7 or 8 pm and we have dinner very late. If you have your dinner late, prefer low calorie options like grilled meat or vegetables, maybe a salad and soup. You should wait for at least 2 hours after dinner before going to sleep.
  • Last rule: do not hesitate to say no when you are offered a high calorie food. 
I am sure these small changes will bring you your dream body. Let's start now :)

16 Ocak 2015 Cuma

Fit Friday: Bir Alışverişkoliğin Zayıflama Macerası


                                ÖNCE                                                             SONRA

Yazdan beri en sık duyduğum soru: "Nasıl zayıfladın?" sorusuydu, artık bir yazıyla buradan da anlatmamın vakti geldi sanırım. Verdiğim kiloları 5 aydır da koruduğuma göre artık sizlere nasıl verdiğimi anlatabilirim.

Öncelikle bu yazıya bir uyarıyla başlamak istiyorum. Biliyorsunuz ama tekrar edeyim ,ben ne doktor ne diyetisyen ne de spor hocasıyım. Burada sizlere ancak kendi deneyimlerimi anlatabilirim, bazıları uygular işe yarar, bazılarının profesyonel desteğe ihtiyacı olur. Sizlere en önemli tavsiyem, eğer kilo vermek istiyorsanız işe önce sağlıkla başlayın. İlk hedefiniz sağlıklı yaşamak olsun, kilo verirken sağlığınızı kaybetmeyin. Kilo probleminiz bir sağlık sorunundan kaynaklı olabilir mi, önce bunu araştırın. Belki yıllarca acımasızca tükettiğiniz sağlıksız karbonhidratlar insülin direncine yol açtı, belki hipotiroidiniz var, belki böbrek üstü bezleriniz kilolarınızın sorumlusu. Bunun cevabını almadan hiçbir diyete başlamayın, aksi halde çabalarınız boşa gider, aç da gezseniz kilo veremezsiniz. Hiç zor değil aslında, bir sağlık ocağı doktorundan bile randevu alıp, genel bir kan tahlili yaptırsanız, bu sorulara cevap bulursunuz. Benim çok şükür sağlık sorunum yoktu, kilolarımın tek suçlusu abur cubur ve hamur işlerine olan düşkünlüğümdü. Bazıları kilo vermek için diyetisyenle çalışmayı tercih eder, eğer beslenme bilginiz yetersizse, özel bir sorununuz varsa ya da sizi disipline sokacak birine ihtiyaç duyuyorsanız, bir diyetisyenle görüşebilirsiniz. Ben de geçmişte birkaç kez diyetisyenle kilo vermeye çalıştım, bazen başarılı oldum bazen de birkaç kilo verip pes ettim ve verdiğim birkaç kiloyu da geri aldım. Ancak bu yaz verdiğim kiloları diyetisyen desteği almadan kendi kendime verdim. Beslenmeyle ilgili yıllarca çok kitap okudum, ünlü uzmanların yazılarını takip ettim, eskiden çalıştığım diyetisyenlerden de çok şey öğrenmiştim. Yani okuyan diyetisyenler kızmasın ama artık diyetisyenlerin bana öğreteceği bir şey kalmamıştı. Teoride harika, pratikte berbattım, ta ki bu yaza kadar. Bu yaz bilgilerimi pratiğe de döküp, kilo sorunumu çözdüm.

İlk uyarıları yaptıktan sonra hikayeyi başa alalım. 20'li yaşlarımın başına kadar hep çok zayıf bir kızdım. Çocukluğumda çırpı gibi bacaklarım vardı, lisede ve üniversitenin ilk yıllarında da hep 50 kilonun altındaydım. Ancak üniversitedeki birkaç yıl geçtikten sonra, fast food ağırlıklı beslenme, gece yarısı atıştırmalıkları derken kilo almaya başladım. Ve 48 kiloyla başladığım üniversiteden 63 kilo ile mezun oldum, evet bunu da ilk buradan itiraf ediyorum :) Bazen kilomu umursamadan çılgınca yemeye devam ettim, bazı dönemler kafaya taktım, vermeye çalıştım, ama verdiğim birkaç kilo da bir ay içinde geri geliyordu diyeti bırakınca. Bu yaza kadar hep böyle bir kısır döngüdeydim, 3 kilo ver, 3 kilo al yuvarlanıp gidiyordum. Kilomdan hep şikayet ediyordum ama fark ettim ki kilo verme konusunda hiç kararlı olmamıştım. Bu yazın başında ilk kez çok kararlı bir şekilde kilo vermek için kendime söz verdim. 60 kiloya gelmiştim ve en az 10 kilo fazlam vardı ve Ağustos sonu çıkacağım tatilde bu kiloların büyük bölümünü vermiş olacaktım ve kilo sorununu bir daha asla geri gelmemek üzere çözecektim. Bakın altını çiziyorum, en önemli sırrım buydu: KARAR VERMEK. Sırrın ne diye soranlar sanırım basit, sihirli bir sır bekliyor, ama öyle bir sır yok canlar, olsa ben size söylemez miyim? Sır yok, kan, ter, gözyaşı, sağlıklı besinler, spor ve KARARLILIK var. Zayıflamak isteyen çoğu kişi  mango hapı, lahana çorbası, bilmem ne kökü, detox çayı ile zayıfladım diyeyim istiyor sanırım ama öyle bir dünya yok. Yahu bir düşünün gerçekten sağlıkla zayıflatan bir çay, bitki vs olsa, dünyada herkes incecik ve sağlıklı olmaz mıydı? Tıp, bilim o kadar ilerlemedi hala. Zayıflamak istiyorsanız, bir kesin karar vereceksiniz, iki sağlıklı bir yaşam planı oluşturacaksınız. Kararlılığın bu kadar üzerinde duruyor olma sebebim, asıl farkı yaratanın bu olması. Eğer zayıflamak istiyorum diyorsanız ama gerçekten karar vermediyseniz, başlamayı hep pazartesiye ertelersiniz. Çarşamba günü vazgecersiniz. Biri çikolata ikram ettiğinde, bir taneden birşey olmaz dersiniz, sonra 2. ve 3. yü de yersiniz. Ondan sonra da, zaten diyet bozuldu, battı balık yan gider deyip, dev bir hamburger sipariş edersiniz. Ertesi gün de vicdan azabıyla akşama kadar 2 grissini ile ayakta kalmaya çalışıp, sonra açlığınız tavan yaptığından koca bir pizzayı mideye indirirsiniz. Bu hikaye tanıdık geldi mi? Bana da tanıdık geliyordu, korkmayın. Hep böyle gitmek zorunda değil, gerçekten karar verdiğinizde her şey değişiyor. Pazartesiyi beklemiyorsunuz, hemen o gün başlıyorsunuz. Bahanelere sığınmıyorsunuz saat gece 11 de bile olsa bir fırsat bulup yürüyüşe çıkıyorsunuz. Size zararlı her besine hayır diyorsunuz ve bundan dolayı üzülmüyorsunuz, aksine güçlü bir iradeniz olduğunu fark edip, mutlu oluyorsunuz. Bu uğurda doğum gününüzde bile pasta yemiyorsunuz, herkes rakı içerken siz light kola ile eşlik ediyorsunuz. Eğer bir gün fazla kaçırdıysanız, battı balık diyeceğinize, nasıl telafi ederim deyip, ertesi gün yarım saat fazla yürüyor, 2 dilim daha az ekmek yiyorsunuz. Evet sanırım özetle yaptığım buydu.

Kilo verme sürecinde başarının anahtarı bana göre motivasyonu her an yüksek tutmak. Ben kendi uyguladığım bir formülü size de önermek isterim. Haziran sonuydu, yaz başlamıştı ve ben yine bikinimin içindeki görüntümden rahatsızdım, dar elbiselerden göbeğim çıkıyordu ve ben son 3 4 yazdır hep böyleydim. Bu yaz farklı olacaktı ve ben artık plajda rahat rahat yürüyecektim. Hemen bir word dosyası açtım ve neden zayıflamak istediğimi uzun uzun yazdım. Bikiniler üzerimde harika olacaktı, dar gelen ve dolapta bekleyen sarı elbiseme sığacaktım, yılın trendi crop toplardan giyebilecektim ve uzun zamandır görmeyen herkesi şaşırtacaktım. Size tavsiyem, komik, saçma demeden aklınıza gelen her şeyi yazın. Ve ne zaman sıkılsanız, canınız pasta yemek istese açıp bunu okuyun, neden başladığınızı unutmazsanız, asla vazgeçmezsiniz. Ben yazmayı seven biri olarak bu süreçte bir günlük tuttum. "Harikasın bak bu sabah 300 gr daha verdin, iyi ki dün böreğe hayır demişsin, dün pilates-yapamadın ama bugün telafi edersin", "Tatile 3 hafta kaldı, ha gayret 3 kilo daha verirsin, bandaj etek de giyebilirsin birkaç kilo daha verirsen" şeklinde kendi kendime gaz verdim. Ara ara dönüp bunları okuyunca da ne çok yol katettiğimi gördüm.

Motivasyon, kararlılık hepsi tamam da sadece gazla bu iş tabi ki olmaz. Çok basit iki kural var: Bir, doğru ve sağlıklı beslenme, iki, daha çok aktivite. Ne olur, şok diyetlere, şarlatan sözde diyet koçlarının listelerine yüz vermeyin. Sağlığınızdan olmayın, tam tersi zayıflayıp daha sağlıklı olun. Eğer bir sağlık probleminiz yoksa, doğru beslenmeyi öğrenmek için Dilara Koçak ya da Banu Kazanç gibi uzman diyetisyenlerin kitaplarını alıp okuyun. Neyi ne kadar tüketmeliyiz, hangi gıda ne zaman, nasıl tüketilmeli öğrenin. Bu kitaplarda hazır diyet listeleri de var, sağlıklıysanız bunları da uygulayabilirsiniz. Ben listelerden sıkılırım, o yüzden belli bir listeyi takip etmedim. Evde ne piştiyse yedim. Tabi evde kızartmalar, börekler de pişebilir, benim kastettiğim sebze yemekleri ve ızgaralar. Sadece sebze ve ızgara mı yedin derseniz elbette hayır, arada benim de sarmalar, börekler tatlılar yediğim oldu. Ama insanı şişmanlatan dolmalar, tatlılar değil, zihniyetleri. Bunları yedim diyet bozuldu zaten der, pes ederseniz kilo alırsınız. Yok bugün fazla kaçırdım ama aynen devam ediyorum, sağlıklı besinlere dönüyorum derseniz, keyifle, hiç bir yemekten mahrum kalmadan zayıflarsınız. Karbonhidrat ve yağ miktarının kontrolü önemli elbette. Pilav ve makarnadan  yemeğin yanında 2-3 kaşık kadar tükettim, bunları yediğimde ekmek yemedim. Sabahları peynir, ekmek, yumurta, zeytin vb. klasik Türk kahvaltısı, ara öğünlerde ise meyve, süt, yoğurt ve yağlı tohumlar (badem, fındık vs.) tükettim. Bu arada meyve ve yağlı tohumlarda da porsiyon kontrolü önemli, koca bir tabak meyve yiyip, ay çok sağlıklı besleniyorum derken, aslında kaşık kaşık şeker yemiş oluyorsunuz. Ceviz, badem, fıstık da evet çok sağlıklı ama bir kase değil bir avuç içi kadar yerseniz. Yani aslında kararında yerseniz her şeyden yiyebilirsiniz. Zaten size tavsiyem her ne kadar Dukan, Karatay bazı besin gruplarını yasaklasa da, siz her şeyi yiyin, karbonhidratı da kesmeyin, yağı da. Ama sağlıklı yağ, sağlıklı karbonhidrat. Ama ölçülü, belirli miktarda yağ ve karbonhidrat.

Beslenme kadar hareket de önemli, eğer az yiyip, bütün gün masa başında oturuyorsanız kilo vermeniz çok zor. Biliyorum, ama vaktim yok diyeceksiniz. Ben de diyorum ki, karar verirseniz, zaman yaratırsınız. Hiç vakit yoksa işe metroyla, vapurla gider, oraya kadar yürüsünüz, asansör yerine merdiveni tercih edersiniz. Ve emin olun ki, öyle özel spor koçlarına, pahalı gym lere üye olmanıza da gerek yok. En basit ve her yaşa, herkese önerilen, en ucuz spor yürüyüş. Tek bir yatırım yapıp, rahat ve koşuya uygun bir ayakkabı alın emin olun binlerce liralık spor salonlarına para vermekten daha iyi yatırım. Sonra da ne zaman vakit bulursanız yürüyün. Yürümek insanı rahatlatıyor, ben sadece zayıflamak için değil, stres atmak, zihnimi boşaltmak için de yürüyorum. Kilo verme sürecinde her gün 1,5 saat kadar yürüdüm, çok nadiren aksatmışımdır. Siz bu kadar çok yürümeyin bana uyup tabi, haftada 3-4 gün yarım saatle başlayıp, alıştıkça arttırın. Bende asıl mucizeyi yaratan pilates oldu. Daha önceden de pilatese gidiyordum ancak grup dersleri çok verimli olmuyordu, 100 kiloluk teyze de , 60 yaşında teyze de, yıllardır pilates yapan Ebru Şallı benzeri abla da aynı sınıfta pilates yapınca sonuç verimli olmuyor, bir de haftada 2-3 gün bende yeterli olmamıştı. Yazın üyeliğim bitince, pilatese nasıl devam ederim derken Ebru Şallı pilates DVD leri ile tanıştım ve hayatım değişti :) İtiraf edeyim daha önce Ebru Şallı'nın pilatesçi olmasını hafiften ti'ye alıyordum, o benim gözümde eski mankendi ve pilatesçi sıfatını çok ciddiye almıyordum. Derken  denemekten ne cıkar dedim ve 21 günlük kürlerini aralıksız uyguladım. Sonuç mu? Hiç inanmıyordum ama 21 günün sonunda göbeğim gittiği gibi karın kaslarım oldu, yazın her gören şok geçirdi desem abartmam. Pilates vucudu çok güzel şekle sokuyor, daraltıyor, sıkılaştırıyor, esnekliği arttırıyor, bel ve boyun ağrılarını geçiriyor, faydaları saymakla bitmez. Verdiğim kilo 10 kilo kadar olsa da 15 gibi durduğunu söylüyor herkes, nedeni hemen hergün pilates yapmam. Pilates kilo verdirmiyor ama 1-2 beden inceltebiliyor kilonuz aynı da olsa. Yalnız pilatesin faydaları saymakla bitmese de riskleri de var. Belinizi, boynunuzu falan sakatlamamak için, çok dikkatli olun, dikkat etmeniz gereken kurallar var, öğrenin ve başlangıc seviyesi hareketlerle başlayın. Isınmayı ve soğumayı unutmayın. Ben önceden pilates yaptığım için dvdlerle evde rahatça devam ettim. Eğer benim gibi Ebru Şallı dvdlerini alacaksanız, kulağınızı dört açın, dikkatle dinleyin ve önce başlangıc dvdsini alın, yanlış bir hareketin sonucu çok kötü olabilir, dikkat.

Şimdilik bu kadar canlar, giden kiloların hikayesini özetledim. Ama ne diyorum biliyor musunuz, bu yazı burada kalmasın bundan sonra blogumda sağlıklı beslenme ve spor yazıları da olsun. Çünkü tek yazıda tüm beslenme tüyolarını yazmak imkansız. Mesela sağlıklı yağ ve karbonhidrat nedir; tatlı krizi neden olur ve nasıl bastırılır; ara öğünde neler yenebilir; kaçamak yaptığımızda nasıl telafi edelim; zayıflamaya yardımcı süper besinler nelerdir gibi pek çok konuda sizinle bu süreçte edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum. Siz de istiyorsanız her cuma "Fit Friday" olsun ve fit yaşam tüyolarına blogda yer verelim. Yaşasın Alışverişkolik ile Fit Yaşam :)

10 Ocak 2015 Cumartesi

Good News

 Photo credit: Erssell PV





Wearing Machka coat, Massimo Dutti boots, H&M clutch

Yine arayı biraz uzattık mı ne :) Ama bu sefer gerçekten geçerli bir nedenim, size de güzel bir haberim var. 2 hafta sonra nişanlanıyorum canlar, dolayısıyla evlilik hazırlıkları bir yandan, tez çalışmam bir yandan derken blogu biraz boşlamışım. Ama sanırım güzel haberi alınca beni affettiniz :) Ben de İzmir'in son bilmem kaç yıldaki en soğuk gününde kordonda çekim yaparak bu uzun arayı telafi etmek istedim. Umarım beni kırmızı burnumla da seversiniz. alışverişkolikten öpücükler !

I have not written anything for a couple of weeks, sorry for not writing to you good news before. I have a perfect excuse for not blogging regularly: After 2 weeks, I will be engaged!! I spend all my days planning my wedding -oh there are lots of things to organize and I don't know how to cope with it! Plus, I am studying on my master thesis. Thesis plus wedding is the worst couple ever, they both demand too much time and effort, 24 hour is really too short to complete my checklist. I could hardy find time to make a new photoshoot and blog it. Omg, it was the coldest day of the year, don't let the sun deceive you. I hope you like it in spite of my red nose :) Kisses from Alışverişkolik! 

25 Aralık 2014 Perşembe

Bana Biraz Renk Ver

Photo credit Erssell PV




Wearing Park Bravo dress (click to buy here), Benetton trenchcoat, Uterque boots

Kışın gri günlerine biraz renk katmak lazım, değil mi? Kış, üzerimize gri bir palto gibi çökse de, biz içimizdeki renkleri gösterelim, ışıldayalım. Hem zaten yeni yıl kapıda, yılın en neşeli zamanlarındayız, keyfini çıkaralım :) Alışverişkolikten öpücükler...

We should add some  vivid colours to grey days of winter. Winter can be like a grey coat, you cannot change it, but you can show the colours inside you and shine like a bright star. We are enjoying the brightest days of the year, new year is almost there, just try to have some fun. Kisses from Alışverişkolik...

16 Aralık 2014 Salı

Notting Hill

 Photo credit: Erssell PV




Wearing vintage dress from Portobello market, Zara shoes and beg, Moonstone earrings

Julia Roberts ve Hugh Grant'ın müthiş uyumu, mükemmel soundtrack "She" ve o sevimli, minik kitapçı dükkanıyla "Notting Hill" pek çoğumuz için gelmiş geçmiş en iyi romantik komedilerin başında gelir. Ancak başlıktaki "Notting Hill"'de filme değil, Londra'nın en sevdiğim mahallesine bir gönderme var. Fotoğraftaki elbiseyi geçen kış, Notting Hill'de pazar günü kurulan, harika vintage parçalar bulabileceğiniz Portobello Market'ten almıştım ve ne zaman giysem aklıma geçen Şubat'ta Londra'da canımıniçi İnci'mle geçirdiğim o şahane hafta geliyor. Londra gezimin detaylarını şuradan , şuradan, şuradan ve buradan okuyabilirsiniz. Demek ki neymiş, vintageseverseniz ve bir pazar günü Londra'daysanız hemen Portobello'ya gidiyormuşsunuz :) Alışverişkolikten öpücükler...

The best couple ever, Julia Roberts and Hugh Grant, the best sondtrack ever "She", cute bookstore...Who can forget "Notting Hill" which is one of my favourite romantic comedy movies? But no, the heading does not refer to this movie, but my favourite part of London. The dress you see above is from Portobello market in Notting Hill.  Whenever I wear it, I remember the week I spent in London with my bestie, Inci, last February. I don't know when I will have the chance to visit London, but if you are in London and if you are a vintage addict, go to Portobello market on Sunday. Click here to read more about my London trip. Kisses from Alışverişkolik...

15 Aralık 2014 Pazartesi

Weekend Getaway




Wearing 2ters1düz sweater, Mavi jeans, Koton shoes

İşte bir önceki yazımda bahsettiğim haftasonu kaçamağının 2. kısmı. Neresi diye merak edenler özelden sorarsa cevap veririm. buradan yazmayayım gizli kalsın :) Alışverişkolikten öpücükler...

The remaining part of the last post which I shared photos from a weekend getaway is on air :) Hope you all had an amazing weekend dolls. Kisses from Alışverişkolik...

13 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Haftasonu Kaçamağı

 




 Wearing Machka coat, Mango sweater, Hotiç boots and pants from a local store

Yemyeşil doğada geçen bir haftasonundan herkese merhaba, demek isterdim ama maalesef şu an doğada falan değil, bildiğiniz kanepede çayımı içiyorum, kıskanmayın. Fotoğraflar geçen haftasonundan. İstanbul'a çok yakın bir cennette, sevdiğim insanlarla geçen bir haftasonu nasıl enerji verdi anlatamam. Arada böyle şehirden biraz uzaklaşmak, kaçmak lazım; her haftasonu avm, sinema, yemek nereye kadar? Bu güzel yerde geçen ikinci günün postu da pek yakında gelecek, beklemede kalın. Alışverişkolikten öpücükler...

I would like to say "hello"from this secret paradise, yet I am home now. Photos were taken last weekend. I spent the weekend with my beloved ones, relaxing and enjoying nature. Sometimes it is better to spend  the weekend in a peaceful and quiet place rather than exhausting and crowded shopping centers, cinemas or bars. I will also post the second they in this beautiful place soon, stay tunned. Kisses from alışverişkolik :)